“Dünyada değişmeyen tek şey değişimdir” der ünlü bir söz. Oysa çok beğendiğim, doğru bulduğum bu sözün tam olarak oturmadığı yerler ve zaman dilimleri de olabilirmiş diye düşündüm Fujian Tulou’lar ile ilk karşılaştığımda. 500 yıldan uzun bir süredir kale köyler inşa ederek geleneklerine uygun biçimde yaşayan Hakka halkı için, zaman ve ortam koşulları değişse de sosyal anlamda yaşam biçimi pek de değişmemiş.
Dünyamızın pek çok ülkesine eşimle birlikte yaptığım gezilerde, çok farklı yerleşim biçimlerine, ev yapım tekniklerine, farklı malzeme kullanımları ve farklı mimari yaklaşımlara rastladım. İnsanların temel gereksinimlerinden olan barınma ve korunma ile başlayan ev ve bina yapımının, farklı ülkelerde ve tarih boyunca, malzeme çeşitliliğinin de katlısıyla, muhteşem eserlere dönüştüğüne şahit oldum.

İşte bunların beni en çok heyecanlandıran örneklerinden biri, Çin’in güney doğusundaki Fujian eyaletinde bulunan ve Fujian Tulou adı verilen Unesco Dünya Mirası kale köyler.

15-20. Yüzyıllar arasında, Hakka halkı tarafından inşa edilen 46 adet kale köy, 2008 yılında UNESCO tarafından listeye ve koruma altına alınmış.
Gerek yapım felsefesi, gerek mimari özellikleri, gerekse sosyal yapıları ile her biri bir müze, ya da laboratuvar niteliğinde olan bu köyler, günümüzde de yaşamın devam ettiği yerleşim yerleri. Batı Dünyası ilk kez İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalı pilotların çektikleri fotoğraflardan haberdar olmuş Fujian Tulou’lardan. Ne oldukları konusunda pek çok yorum yapılmış. Kimi uzmanlar dev silah depoları olduğunu düşünmüş, kimisi ise dev silolar. Kimsenin aklına köy olabilecekleri gelmemiş. Haklılar da. Kare veya dairesel tabanlı, çok katlı, tek çatılı bu evler yaklaşık 800 kişilik bir klanın yaşadığı köyler aynı zamanda. Kale köyler hem Çin’deki kaos dönemlerinde güvenliği sağlamak amacı ile biçimlenmiş yerleşim yerleri, hem de farklı bir sosyal yaşamın temsilcisi.

Dışarıdan bakıldığında kale görüntünü veren bambu, ağaç ve taşlarla sağlamlaştırılmış, yerden 2-3 metre yüksekliğe kadar penceresiz olup, çatısına yakın üst katlarında pencere bulunan, yüksek duvarları ve tek giriş kapısı olan yapılar. İçine girildiğinde ise şaşırtıcı bir benzerlikle ard arda birbirine bitişik odaların duvar boyunca sıralandığı görülmekte. Kale köyün ortası köy halkının ortak kullanımı için ayrılmış. Çocukların oynadığı, eğitim aldıkları ve korunup gözetildiği alan bu bölümde yer alıyor. Evcil hayvan kafesleri de bu alana yerleştirilmiş. Bu bölüm, düğün, ölüm törenleri ve ritüellerin gerçekleştiği sosyal etkinlik alanı da aynı zamanda. Bazı kale köylerin yerleşiminde, kale duvarının iç yüzeyinde, duvara asılmış gibi sıralanmış çok katlı yapıda, her ailenin üst üste iki veya üç kata dikey yerleştirilmiş odaları bulunmakta. Bazılarında ise iç duvara spiral olarak yerleştirilmiş dar bir yol ve üzerine inşa edilmiş küçük odalar kullanılmış, ailelerin yaşam alanları olarak. Odaların iç bölümleri, özellikle 17. ve 18. Yüzyıllarda inşa edilen kale köylerde, etnik unsurlarla çok güzel dekore edilmiş. Ortak alanların dekorasyonunda Çin halkının geleneksel dekoratif figürleri, ejderler, kırmızı kâğıt fenerler ve mitolojik ögeler kullanılmış. Dekoratif özellikler klandan klana bazı farklılıklar gösterse de hem Çin hem de Hakka insanlarının geleneksel süsleme sanatını yansıtmakta.
Genel olarak pirinç, çay ve tütün üretimi yapan klan üyelerinin, eşitlik esaslı komün yaşamı ve savunmaya dayalı bir organizasyonu var. Ailelerin klan için üretim yaptığı bu sosyal yapıda, çevrenin korunduğu, ahenkli bir ilişki ağının yaşandığı ve pek çok kuşağın bir arada bulunduğu bir toplum yerleşimi sergilenmekte. Klanın nüfusu arttığında eşit büyüklükteki odalara, ihtiyaca uygun sayıda ilaveler yapılmakta. Kale köy dolduğunda ise yakınlarda uygun bir yere yeni bir Tulou, yine Feng Shui felsefesine uygun ve doğa ile uyumlu olarak inşa edilmekte ve klan büyümekte.

Kale köyler böylece yüzlerce yıl, geleneksel tarım, kuşaktan kuşağa bilgi aktarımı ve spiritüel inanışlarını koruyarak yaşayagelmişler. Kale köyün dışındaki Dünya, kimi zaman yavaşça kimi zaman yıldırım hızı ile değişse de, içinde, yaşamın özü aynı kalmış. Tarım aletleri modernleşmiş, işler kolaylaşmış ama geleneksel yöntemler korunmuş. Düğünlerdeki, ölümlerdeki törenler de aynen korunmuş. Çocukların, gençlerin, yaşlıların klan içindeki sosyal konumları ve ilişkiler ağı yüzlerce yıldır geleneksel yapıya bağlı kalınarak kuşaklar boyu sürmüş.
Günümüzde dijital dünyanın gelişmiş elektronik oyuncakları, özellikle genç üyeler eli ile ve olanaklar ölçüsünde, Tulou’ların tek giriş kapısından içeri sızıyor olsa da geleneklerin gücü hala 1-0 önde.


Alan olarak Avrupa’dan daha büyük bir ülke olan Çin, gerek etnik zenginliği gerekse doğal güzellikleri ile günümüzde önemli bir turist yoğunluğu yaşamakta. Pek çok doğal güzellik ve etnik özellik yanında Tulou’lar da turistlerin çok fazla ilgisini çekmekte. Xiamen civarında bulunan Nanjing Tulou, Yongding Tulou ve Huaan Tulou bölgeleri en çok ziyaret edilenlerden. Ben de, yaşayan bir müze izlenimi bırakan Tulou’lardan ayrılırken, Hakka halkının, doğa ile mükemmel uyumlu, kendi gereksinimlerini tümüyle karşılayan kale köylerine ve yüzyıllarca geleneklerini sürdürebildikleri sosyal sisteme bir kez daha hayranlık duydum. Çünkü kendilerine ait yaşamı, yok olmadan ve bozulmadan yüzyıllar boyu sürdürmeyi başarmışlar ve başarmaya devam ediyorlar.

