KUZEY KORE ÇOK KONUŞULAN HEMEN HİÇ BİLİNMEYEN ÜLKE

N.EGE-DMİ-Pyongyang girişindeki dev anıtta Koreli iki genç kız. Kuzey ve Güney`in birleşeceği inancını temsil ediyor
kuzey kore harita 1

Yaşamımın 20-24 Ağustos 2018 tarihleri arasındaki dört gününü, Batı Dünyasınca bilinen ama haber alma servislerinin bildikleri dışında hakkında pek az şey bilinen bir ülkede, Kuzey Kore’de geçirdim. Batılı turistleri kabul edişi çok yakın tarihli bir olaydı. Grubumuz sanırım birkaç gazeteci ve görevli dışında Kuzey Kore’yi ziyaret eden ilk Türk grubu idi. Seyahatimiz öncesi sorular hep “Ne işiniz var Kuzey Kore’de?” ya da “Sizi tutuklamasınlar orada” gibi biraz hak verdiğim ama beni huzursuz eden sorular oldu. Tanıdık bildik hiç kimse bu çok konuşulan ama hakkında neredeyse hiç bir şey bilinmeyen ülkeye gitme heyecanımı paylaşmadı anlayacağınız. Düşünebiliyor musunuz? Biraz da kaşiflerinkine benzer bir merak içinde idim oysa ben.

20 Ağustos günü öğle saatlerinde Kuzey Kore Hava Yolları Air Koryo’nun bir uçağı ile Rusya’nın Vladivostok şehrinden Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’a uçtuk. Kuzey Kore’ye gitmek isterseniz Dünyanın sadece üç şehrinden Vladivostok, Pekin ve Shengyan’dan ve sadece başkent Pyongyang’a uçabiliyorsunuz. Havayolları dergilerinin arka sayfalarına bakarsanız uçuş rotaları örümcek ağı gibidir. Kuzey Kore için bu sayfada sadece üç çizgi var. Yani Dünya ile ulaşım açısından ilişkisi minimum düzeyde bir ülke. İşte bu nedenle ben bu gezimde, her gördüğümü hafızama kaydetmek ve izin verildiği ölçüde fotoğraf çekmekte kararlı idim. Kararıma uygun olarak daha uçağımız inerken fotoğraf çekmeye başladım.

N.EGE-DMİ-Pyongyang Mirae Bilim Adamları Caddesi
Pyongyang Mirae Bilim Adamları Caddesi

Hava kapalı ve yağmurlu idi. İniş esnasında ilk olarak görebildiğim kadarı ile göz alabildiğine ekili araziler, dikkatimi çekti. Yer yer site benzeri tek tipte inşa edilmiş yerleşim yerleri vardı. Pyongyang havaalanına indik. Gümrüğü geçtikten sonra bagajlarımızı aldık ve bizi 40 yaşlarında görünen rehberimiz ile daha genç yardımcısı karşıladı. Rahat bir otobüs verilmişti ama hepimiz biraz tedirgindik. Bunun nedeni acentemizin elimize verdiği tur programı ekinde sıralanan cümleler olabilirdi: “Bu turumuzda sert kurallar ile yönetilen bir ülkeye gidilecektir. Dolayısıyla kural dışı davranmak bütün grubu riske sokmak anlamına geleceği için katılımcıların rehberin dedikleri dışında bir harekette bulunmamasını önemle tavsiye ediyoruz.” deniliyordu notta.

Pyongyang’ın merkezinde, Pyongyang Koryo Oteli’nde kalıyoruz. Rehberimiz tek veya grup olarak otelimizden ayrılmamamızı, serbest zamanlarda program dışı gezmek istersek mutlaka önceden haber vererek ve rehberimiz eşliğinde çıkmamız gerektiğini ısrarla belirtti. Bu kesinlikle uyulması gereken bir kural imiş. Bir de gezimizi videoya alacak bir kişi tüm gezi boyunca bizimle birlikte olacakmış ve istersek gezi sonunda bu videoyu DVD veya memory stick olarak satın alabilecekmişiz.

N.EGE-DMİ-Pyongyang girişindeki dev anıtta Koreli iki genç kız. Kuzey ve Güney`in birleşeceği inancını temsil ediyor
Pyongyang girişindeki dev anıtta Koreli iki genç kız. Kuzey ve Güney`in birleşeceği inancını temsil ediyor

Rehberimiz kendisini tanıtırken, ülkedeki tüm rehberler gibi kendisinin ve yardımcısının da ülkenin turizm organizasyonlarını yürüten Korea International Travel Company’e bağlı olarak çalıştıklarını söyledi.

Havaalanından şehre doğru giderken, uçağın inişi sırasında dikkatimi çeken tarlaların pirinç, patates, mısır ve soya fasulyesi tarlaları olduğunu gördüm. Pyongyang caddelerinde yol kenarlarına savaş ve zafer konulu dev panolar etkileyici biçimde sıralanmıştı. Hafif yağmur yağarken kavşaklarda, şeffaf yağmurluklarının altında şık üniformaları ve şapkaları ile trafik polisi genç kızlar çok hoş görünüyorlardı. Programımız çok yoğun. Akşam yemeği için otelden ayrıldığımızda otelimize çok yakın olan Zafer Takını, ilk lider Kim İl-Sung’un adı verilmiş olan en büyük meydanı ve Halk Eğitim Sarayını otobüsümüzden göreceğiz. Bunlar Kore Savaşı’ndan sonra yapılmış eserlermiş. 

Kalacağımız Pyongyang Koryo Hotel çok güzel ve lüks bir otel. Odalarımıza çıktık, yerleştik, biraz dinlenip kendimize geldik. Çok heyecanlıyım. Kuzey Kore ve lideri hakkında basında paylaşılanlar beynimde dans ediyor sanki. Ama ben kendi gözlerim, kulaklarım ve kendi sezgilerimle algılamak istiyorum bu ülkeyi. Saat 18.00’de lobide toplandığımızda rehberimiz ve yardımcısını yanlarında video kameralı bir erkek görevli ile birlikte bizi bekler bulduk.  Hep birlikte neşe içinde ama biraz da merakla otobüsümüze binip yola çıktık.

N.EGE-DMİ-Pyongyangda ilk lider Kim İl-Sung meydanı ve Zafer Takı
Pyongyangda ilk lider Kim İl-Sung meydanı ve Zafer Takı

Zafer Takı, Roma İmparatoru Hadrian onuruna yapılan gösterişli sanatsal  kapıları andıran dev bir tak. Kim İl-Sung Meydanı ise çok büyük ve güzel bir meydan.  Şehir içinde taksiler ve az sayıda özel otomobiller dolaşıyor. Rehberimizin verdiği bilgilere göre taksiler ve özel otomobiller devlete aitmiş. Halk otobüs ve metroyu bizim paramız ile 30 kuruşa denk gelen bir ücret karşılığı kullanıyormuş. Konutlar da devlete ait olup kira karşılığı kullanılıyormuş. Ama kiralar aylık ücretlerin yüzde 3’ü civarında düşük bir bedel imiş.

Çok güzel bir parkın içinde meleklerden oluşan bir kompozisyon ile süslenmiş havuzun arkasında Halk Eğitim Sarayı’nı gördük. Eski stil ama görkemli büyük bir bina.

Akşam yemeği için Pyongyang’ın ortasından geçen Taedong Nehri üzerinde demirlemiş olan bir tekne restorana gittik. Çok zengin çeşitlerden oluşan bir menü karşıladı bizi. Hiçbiri tanıdık gelmiyordu. Pirinç nişastasından yapılan nodulu tanıdım önce, çünkü artık ülkemizdeki marketlerde bile satılıyor. Sonra da adı ‘Kimchi’ olan acı kırmızı biberli lahana turşusunu. Çünkü Kimchi, Kuzey ve Güney Kore sofralarının geleneksel ve olmazsa olmaz yiyeceği olarak UNESCO tarafından Intengable Cultural World Heritage yani Somut Olmayan Dünya Kültür Mirasları Listesi’nde bulunmakta idi. Ardı ardına gelen tabaklarda çeşitli mantarlar, pirinç, biber, sığır eti, balık, karides, soya fasulyesi kullanılarak yapılmış yemekler çok güzel sunumlarla önümüze geliyordu. Adeta ziyafet sofrasında idik. Bir de güzel görünümlü yemeklerin tatlarını ve adlarını bilebilseydik. Bir ikisinin adını sorduktan sonra başa çıkamayacağımı anlayarak bu işten vazgeçtim. Ağız tadıma uygun olanları yiyerek bu güzel gecenin tadını çıkarmaya çalıştım. Servisin başlamasının hemen ardından genç kızlardan oluşan bir müzik grubu ara vermeksizin gerçekleştirdiği gösterisine başladı. Geleneksel Kore kıyafetli genç kızların söylediği Kore şarkıları, modern kıyafetlerle keman, viyola, saksafon, bateri çalan bir grup genç kızın seslendirdiği 80-90’ların Batı dünyasından müzikler vb. gibi. Bu gösteri sonuna kadar aynı hızla devam etti. Gösteri biterken pirinç nişastasından yapılmış hafif tatlılar servis edildi ve yemek sona erdi. Bir akşam yemeği adına her şey çok güzeldi. Salonda hemen bütün masalar dolu idi. Her ne kadar Uzakdoğuluların hangi ülkelerden olduklarını pek kestiremesem de yemeğin sonlarına doğru eğlenen grupların hemen tamamının turist grupları olduğunu fark ettim. Sanki turistlere özel bir restaurant ve turistlere özel gösteri idi. Ne olursa olsun çok güzel bir akşamdı.

İlk lider Kim İl-Sung ve oğlu ikinci lider Kim Cong-İl’in dev heykelleri ziyaret ediliyor
İlk lider Kim İl-Sung ve oğlu ikinci lider Kim Cong-İl’in dev heykelleri ziyaret ediliyor

Ertesi sabah, yağmurlu bir Pyongyang havası ile karşıladı bizi. Dün akşam otobüs ile geçerken gördüğümüz Zafer Takı’nı, Kim İl-Sung Meydanı’nı ve Halk Eğitim Sarayı’nı yaya olarak gezeceğiz. Zafer Takı ve Meydan, tüm benzerleri gibi büyük, ihtişamlı ve güzel. Ben daha çok Halk Eğitim Sarayı’nı merak ediyorum. Eski stil ama görkemli büyük bir bina. Büyük kapılar, yüksek tavanlar.  Biraz eskimiş ama seçkinliğinden bir şey kaybetmemiş gibi idi. Aynı zamanda hem kütüphane hem de kültür arşivi. Kitaplar ve diğer basılı yayınlar dışında, müzik arşivi, film arşivi var.

Kuzey Kore’de internet kullanımı yasak. Lokal bir network kullanılabiliyormuş. O da devletin kontrolünde bilimsel içerikli ve akademik veriler için.  Halk Eğitim Sarayı’nda dolaşırken bir sınıfta gençler İngilizce öğreniyorlardı. Bilgisayar donanımlı bir kaç salon gösterdiler ama her birinde sadece birkaç kişi vardı. Yine de ilgimden bir şey kaybetmeden dolaştım. Ta ki acil bir tuvalet arayışında bize kullandırmak zorunda kaldıklarını görene kadar. Çünkü grubu götürüp kullanabilirsiniz dedikleri bir tuvalet temiz ve güzeldi. Bu ise kırık lavabolarının su tahliye boruları olmayan bir tuvalet. Sular öylece yerlere akıyor. Tabandaki eğime uyarak ortadaki bir delikten gidiyordu. İçimde bir yerler sızladı, sanki misafir olduğum çok fakir bir evde görmemem istenen bir şey görmüşüm gibi.

Kuzey-Güney Kore Savaşı ve Japon kuvvetlerinin ülkeden kovulmasının işlendiği bronz kompozisyonlar
Kuzey-Güney Kore Savaşı ve Japon kuvvetlerinin ülkeden kovulmasının işlendiği bronz kompozisyonlar

Yürüyüşümüz sırasında zaman zaman yağmur yağdı ama hep bize teğet geçti ıslanmadık.  Daha sonra İlk lider Kim İl-Sung ve oğlu ikinci lider Kim Cong-İl’in dev heykellerinin ve müzelerinin bulunduğu meydanı ziyaret ettik. Giderken çiçek almamızı öneren rehberimizi dinleyip, çiçekçiden güzel bir buket çiçek aldık. Liderlerin heykelleri herhalde 30-40 metre vardı. Rehberimiz söylemiştir ama çevreyi izlemekten kaçırmış olmalıyım bu bilgiyi. Meydanı iki yandan Kuzey-Güney Savaşı ve Japon kuvvetlerinin ülkeden kovulması ana temalarının işlendiği sanat eseri bronz kompozisyonlar çevreliyordu. Gruplar sıra ile geliyorlar, liderlerin heykellerinin önünde saygı duruşunda bulunuyor, çiçeklerini platforma bırakıyor ve tek sıra halinde yürüyerek meydanı terk ediyorlardı. Yeni evli genç çiftler de geleneksel kıyafetleri ile saygılarını sunuyor ve fotoğraf çektiriyorlardı. Biz de sıralandık, saygı duruşunda bulunduk. Çiçeğimizi sunduk. Tam tek sıra halinde meydanı terk ederken aklıma çiçekçi dükkânlarının da devlete ait olduğu geldi. Çiçek satıcıları da devletin memurları idi. Yani biz bir devlet memurunun önerisi ile başka bir devlet memurundan, devletin sattığı bir çiçeği alarak, aynı devletin liderlerine sunmuştuk. Büyük ihtimalle buketin sabit süsleri yarın sabah aynı çiçekçideki devlet memurunun elinde olacaktı. Anlamsız mı, komik mi, teatral mi bilemedim bir türlü.

N.EGE-DMİ-Juche İdea Kulesi ebedi Kore ideolojisini temsil ediyor
Juche İdea Kulesi ebedi Kore ideolojisini temsil ediyor

Savaştan sonra ekonominin yükselişini simgeleyen Chollima, kanatlı at heykeli de liderlerin heykellerinin bulunduğu meydana çok yakın. Zarif ve ihtişamlı bir at heykeli.

Ziyaretlerimiz sırasında otobüsümüzün geçtiği hemen her meydanda, resmi binaların önlerinde siyah pantolon, siyah ayakkabılı, beyaz gömlek ve beyaz şapkalı genç insanlar ellerinde bayrak ve flamalarla bekliyorlar. İşçi Partisi’nin kuruluşunun 50. yılı kutlamaları gösterileri için prova yapmayı bekleyen gençlermiş.

1995 yılında inşa edilen Parti Vakfı Anıtı yeni sayılabilecek gösterişli bir yapıt. Pyongyang içinde gidiş gelişlerimizde değişik yönlerinden geçtiğimiz eski Pyongyang şehri kale girişlerinden biri olan kale kapısı ise tarihin derinliklerinden günümüze ulaşmış bir eser. Eşim ile yaptığımız Güney Kore gezisinde, Seul şehrinde de buna çok benzeyen bir kale kapısını modern binaların çevrelediği bir meydanın ortasındaki güzellik olarak görmüştük.

Günün her biri farklı yemekler ve sunumlarla zenginleşen öğle ve akşam yemeklerini saymıyorum. Yemeklerin isimlerinden vazgeçtim ama hepsini fotoğraflamaya çalışıyorum.

N.EGE-DMİ-Public Palace önünde İşçi Partisi’nin kuruluşunun 50. yılı kutlamaları için prova yapmayı bekleyen gençler
Public Palace önünde İşçi Partisi’nin kuruluşunun 50. yılı kutlamaları için prova yapmayı bekleyen gençler

Bugün programımızda üç saatlik bir otobüs yolculuğu ve 1953 yılında imzalanan barış antlaşmasının yapıldığı Kaesong-Panmunjom ziyaretimiz var. Pyongyang’ı terk etmeden önce geçtiğimiz tüm meydanlarda yine siyah ya da lacivert pantolon, beyaz gömlek ve beyaz şapka giymiş gençlerin düzenli gruplar halinde beklediklerini gördük.  Ellerinde farklı flamalar vardı. Rehberimiz bu gruplardan bazılarının, coşkulu bir şekilde kutlanan 9 Eylül Zafer Bayramı gösterilerinin provaları için toplandıklarını söyledi.

1925-1945 yılları arasında Japonya, Güneydoğu Asya’daki emellerini gerçekleştirmek üzere pek çok bölgeyi işgal etmiş. İşte bunlardan biri de Kore Yarımadası imiş. Bilindiği gibi 1945 yılında Amerika Birleşik Devletleri tarafından Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan atom bombalarının yarattığı korkunç yıkım sonucu Japonya’nın 9 Eylül 1945 günü kayıtsız şartsız teslim olması, Japonların Kore işgalini de bitirmiş. Koreliler ilk lider Kim İl-Sung’un liderliğinde sürdürdükleri gerilla savaşını kazanmışlar. Bu nedenle 9 Eylül Kuzey Kore’de Japonları yenip zafer kazanılan gün olarak çok görkemli törenlerle kutlanıyormuş. “Amerika, Japonya’ya atom bombası atmasaydı siz daha epey bir süre kurtuluşu göremezdiniz” demek geliyor insanın dilinin ucuna. Kazanılmamış başarılarla, yaşanmamış bir tarih yaratılmış adeta. Anladığım kadarıyla 25 milyonluk bir millet dış dünyadan izole, serbest araştırmaya kapalı, sadece kendilerine verilen bilgilerle kuşaklar boyudur yaşıyor.

Ekonominin yükselişini simgeleyen Chollima kanatlı at heykeli
Ekonominin yükselişini simgeleyen Chollima kanatlı at heykeli

Yol boyunca Kuzey Kore’ye ilişkin bilgiler alıyoruz rehberimizden. Batısında Sarı Deniz, doğusunda Japon Denizi de denilen East Sea ile kuşatılmış. Kuzeyi bütünüyle Çin sınırı, kuzeydoğusunda çok küçük bir Rusya sınırı. Güney komşusu ise kardeşi Güney Kore olan bir ülke Kuzey Kore. Yüzölçümü 120.540 kilometrekare (Türkiye’nin yaklaşık altıda biri). 2016 rakamları ile 25,4 milyon nüfusu olan Kuzey Kore, üç dünya devi devlet ile çevrelenmiş coğrafyasına sıkışıp kalmış gibi görünüyor. Her ne kadar komünist yönetime sahip ülkelerle dost olsalar da, dostlarınız sizden çok fazla güçlü ise bir anlamda onlara tabi olursunuz. Dengelerin doğası böyle. Ticaretinin en büyük bölümü Çin ile imiş. 1991 yılı öncesinde Doğu Bloku Ülkeleri ile de ticaret yapılıyormuş. Doğu Blokunun dağılmasından sonra ticari ilişkiler Çin ve Rusya ile sınırlanmış. Kuzey Kore, magnezyum, çinko, kömür ve ginseng satıyormuş. Aldığı ise her türlü teknoloji ürünü. Yerleşim birimlerinde çokça gördüğümüz güneş enerjisi panelleri bunun bir örneği olmalı. Bu arada rehberimizin ısrarla söylediği, güneyi Amerika Birleşik Devletleri işgalinde olan tek bir Kore ülkesi olduğu. Kore savaşının da ülkenin güneyini işgal eden Amerika Birleşik Devletleri ile yapıldığı. Kore savaşı esnasında Birleşmiş Milletler’e bağlı 16 ülkenin askeri kuvvetlerle, 6 ülkenin de tıbbi malzeme ile savaşa katıldığını, bunların içinde 17 Ekim 1950-Ağustos 1954 tarihleri arasında savaşa katılan General Tahsin Yazıcı komutasında 5090 kişilik Türk tugayının da bulunduğunu bilmiyordu. Birkaç kez sorduk acaba söylemek mi istemiyor diye. Hayır, rehberimiz gerçekten bilmiyordu. Güzel İngilizcesi ile eğitimli bir hanım olan rehberimiz bile bu gerçeği bilmiyordu. Yönetimce tek bir düşman tanımlanmıştı halk için. Oysa ben eşimle daha önce gezdiğimiz Güney Kore’nin Busan şehrindeki görkemli şehitlikte diğer ülkelerin şehitleri ile birlikte ülkemize ayrılmış olan bölümde yatan şehitlerimizi ziyaret etmiş saygı ve dualarımızı göndermiştik aziz ruhlarına. Yanlış hatırlamıyorsam 896 kadar vatan evladı o şehitlikte sonsuz uykusunu uyumakta. Çok etkileyici olan Busan şehri ve Birleşmiş Milletler şehitliğini ve Türk Ulusuna Güney Kore halkının duyduğu sevgi ve minneti başka bir yazımda sizlerle paylaşmak isterim.

38. paralel askerden arındırılmış bölge ‘DMZ’ olarak anılıyor. Üç saat kadar sonra vardığımızda bizi, barış antlaşmasının yapıldığı tarafsız bölgenin Kuzey Kore tarafında bulunan askeri birliğin nizamiyesine aldılar. Arabadan indik, gerekli evrak kontrolleri yapıldıktan sonra fotoğraf makinaları dışında her türlü özel eşyamızı teslim ettik ve tek sıra halinde yürüyerek bir binaya alındık. Burada bize rehberlik edecek yüzbaşı ile tanıştık. Savaşa ilişkin askeri haritalar üzerinde bilgiler verdi. Önce son derece ciddi hatta asık yüzlü idi. Ama bizim ilgimiz, sorularımız ve Kore Savaşı konusunda bilgili olmamız onu şaşırttı ve keyiflendirdi. Turumuzun geri kalanında son derece güler yüzlü ve samimi davrandı. Askeri bölgenin içinde ilk lider Kim İl-Sung’un ve oğlu ikinci lider Kim Cong-İl’in el yazıları, imzaları, sözleri dev panolar, mermer oyma anıtlar olarak görselleştirilmişti. Ancak fotoğraflarda birinci sırayı şu anki liderleri Kim Jong-Un alıyordu. Genellikle askeri tesislerde, silahlar ve askeri birliklerle olan fotoğrafları duvarları süslüyordu. Burada da bize anlatılan, Kore savaşının amacının, Kore’nin güney bölümünü özgürlüğüne kavuşturmak olduğu. Savaşın çok büyük bir başarı ile gerçekleştirildiği, Kore topraklarının Seul dâhil yüzde 90’ının kurtarıldığı, ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesinde ülkenin ve ülke halkının zarar görmemesi için milli kahraman, ilk lider Kim İl-Sung’un geri çekilme kararı aldığı idi. Barış görüşmelerinin yürütüldüğü, heyetlerin pek çok kez görüşme yaptığı büyük baraka şimdi bir müze. Duvarlarında barış görüşmelerinin hemen her aşamasına, katılanlara ilişkin ve o günlerin gazete kupürlerinin fotoğrafları sergileniyor. Burayı da ziyaret ettikten sonra, barış antlaşmasının imzalandığı tarafsız bölgeyi bir balkondan izledik. Çok uzaklarda her iki ülkeyi ayıran sınır hatları ve bayrak direkleri görünüyordu. Fotoğraflar çektirdik. Bu tarihi anı yaşadık.

N.EGE-DMİ-Pyongyangda Halk Eğitim Sarayı
Pyongyangda Halk Eğitim Sarayı

Dönüşümüzde, gelişte olduğu gibi yol bomboştu. Ne bir araba, ne bir otobüs geçiyordu. Sadece bisikletli insanlar, alet edevat veya tarım ürünleri taşıyorlardı. Rehberimizden aldığımız bilgiye göre vatandaşlar sadece bisiklete sahip olabiliyorlarmış Kuzey Kore’de. Diğer her şey devlete aitmiş.

Geçtiğimiz köyler ve köylüler çok yoksul görünüşlü idiler. Oysa dağ taş, çok muntazam bir şekilde ekilmişti. Adeta boş toprak bile görünmüyordu.

Gıpta edilecek bir eğitim sistemlerinin oluşu bizi sevindirdi. Zorunlu eğitim 12 yıl, sonrasında ise mesleki okullar veya üniversite eğitimi seçilebiliyormuş. Okuma yazma oranı yüzde 100 imiş. Bu arada tıp öğrencilerinin İsviçre’de eğitim gördüklerini, tıp araç gereçlerinin de İsviçre’den satın alındığını öğrendik.

Bizi şaşırtan bir diğer bilgi ise tüm işyerleri, restaurant ve eğlence yerlerinin akşam saat 21.30’da kapanıyor olması. Zaten toplu ulaşım sistemleri de saat 22.00’den itibaren durduruluyormuş.

Kuzey Kore’nin kendine özgülüğü, benzersiz bir yaşam deneyimi edinmemi sağlayacak gibi. Bilimkurgu filmleri aracılığıyla ekranlarda izlediklerim dışında farklı bir yönetim biçiminin içinde dolaşmamış, havasını solumamıştım bugüne kadar.

Kore tarihinin ünlü krallarından Gyong Hyo ve eşinimn mezarları
Kore tarihinin ünlü krallarından Gyong Hyo ve eşinimn mezarları

Bugün ikinci ziyaretimizi, tek kalem altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne ve koruma altına alınan,  918-1393 yılları arasında Üç Krallık Dönemi’nin krallıklarından Koryo Hanedanlığı uygarlığına ait eserlerin sergilendiği Koryo Müzesi, Sonjuk Köprüsü, Pyochung Anıtı, Manwaldae Koryo Hanedanlığı Kraliyet Sarayı Sitesi ve Kral Gyong Hyo’nun mezarına yapacağız. Koryo Müzesi, bir dönemi dile getirmek adına çok değerli bir müze. Özellikle gerçeğinin içine girilemediği için müzede replikası yapılmış olan Kral Gyong Hyo’nun mezarı. Duvarları,  o dönemin yaşam biçimini ve değerlerini anlatan resimlerle süslenmiş mezar odası çok etkileyici idi. Ama ziyaret ettiğimiz kral ve eşinin heykellerle süslü mezarları, yemyeşil bir doğanın ortasında çok daha etkileyici görünüyordu.

Öğle yemeğimiz geleneksel Pansangi adı verilen ve yere oturularak yenilen, alçak masalarda ve küçük tabaklar içinde servis edilen harika bir yemekti. Geleneksel Kore giysileri giymiş genç kızların servisi yapması ise yemeğimize ayrı bir güzellik katmıştı.

Dönüş yolu, gördüklerimizi hafızamıza yerleştirmeye çalışarak, biraz da ruhumuzu dinlendirerek geçti. Pyongyang girişinde yolu kucaklayan dev bir anıt var: Pyongyang Ulusal Yeniden Birleşme Anıtı. Ulusal giysiler içinde iki Koreli genç kız kollarını birbirlerine dolamışlar. Kuzey ve Güneyi temsil ediyorlar ve elbette Kore’nin günün birinde tekrar tek bir Kore olma isteğini.

Pyonyang’a girdiğimizde halkın akşam eve dönüş telaşı başlamıştı. Bir ara otobüsümüz dörderli kol halinde yürüyen bir grup genç kızın yanından geçti. Beyaz gömlek, siyah veya lacivert etek, saçlar toplu, ellerinde siyah çantalar. Sorumuz üzerine rehberimiz bunların üniversiteli genç kızlar olduğunu söyledi. Üniversiteli bir genç kız grubunu böyle renkten ve kendine özellikten uzak hayal edemezdim doğrusu.

Güzel bir restoranda Kore yemekleri sunulan bir akşam yemeği ve otelimiz. Yarın bizim için yoğun bir gün olacak. Görecek çok yer var.

Bugün Mansudae Sanat Stüdyosu ile başladı. Burası anıtsal eserlerin tasarlandığı yer. Heykeller, büstler, kompozisyonlar sanatçılar tarafından bu stüdyolarda yaratılıyormuş. Başka bir bölümde Kore topraklarının ünlü yin-yang felsefesini temsil eden seramik çalışmalarından örnekler sergileniyor. Çok ince kıl fırçalarla yapılan harika tabloların sergilendiği salondan uzun süre ayrılamadık.

Sırada Pyongyang metrosu var. İki hattan oluşan bu mütevazı metronun istasyonları avizelerle donatılmış konser salonlarını andırıyor. Duvarlar boydan boya seramik ve mozaiklerden yapılmış panolar, kompozisyonlarla süslü. Liderlerin heykel ve resimleri yanında, işçi, köylü, asker, öğrenci figürleri sağlıklı, güçlü, gülen yüzlerle temsil edilmiş. Mısırlar, buğday başakları, günebakan çiçekleri bereket sembolleri, büyük inşaat projeleri ve iş makinaları ise kalkınma sembolleri olarak kullanılmış.

İlkokul ziyaretimizde bale öğrencileri
İlkokul ziyaretimizde bale öğrencileri

Bugün bir de ilkokul ziyaretimiz var.

Doldurulmuş yaban hayvanları, Kore’de bulunan bitkilerin tohumlarının sergilendiği salonları ile modern eğitimin örneklendiği bir okul. Çocuklar bahçede bitki ekimini öğrenirken, okulun duvarlarında İngilizce derslerinden bölümlerin panolarla sunulduğu okulda bizim için bir bale gösterisi de hazırlanmış. Kız öğrenciler modern müzik eşliğinde bir performans sergilediler. Sonra müzik salonuna geçtik. Şarkıların yanında, geleneksel kıyafetler içinde Kore’ye özgü bir müzik aleti olan gayegeum çalan minik öğrenci gerçekten izlenmeye değer güzellikte idi.

Öğrencilerin masa tenisi gösterisi ise tam bir spor ziyafeti tadı verdi. Bu alandaki yeteneklerine hayran kaldık.

Günün sürprizi öğle yemeğinde masada ördek barbekü, geleneksel Bibimbap.

Nehir kenarındaki Juche İdea Kulesi, sonsuza kadar yanacak olan ateşi ile ebedi Kore ideolojisini temsil eden, gerçekten çok görkemli bir kule. Çok geniş ve heykellerle süslü bir meydanın ortasına yerleştirilmiş.

Yoğun görsellerle dolu günün ardından otelimize döndük.

Bugün Kuzey Kore maceramızın son tam günü. Pyongyang’dan 40 dakikalık bir kara yolu ile Nampo’ya gidiyoruz. UNESCO Dünya Mirası Koguryo kral mezarlarından Kongso Koguryo Tomb’u göreceğiz. Bu kral mezarı da Koryo Hanedanında Kral Gyong Hyo’nun mezarı ile benzer özellikleri gösteriyor. Kümbet şeklinde ve mezar odasının duvarlarında doğal boyalarla yapılmış duvar resimleri var. Resimlerde, o devrin yaşam biçiminden sahneler ve kralın gücünü temsil eden ejder figürleri bulunuyor.

Çocuk Kültür Sarayında çocukların rol aldığı harika bir müzikal izledik.
Çocuk Kültür Sarayında çocukların rol aldığı harika bir müzikal izledik.

Kongso Koguryo Tomb ziyaretimizden sonra Pyongyang’a döndük. İkinci olarak sırada Mangyongdae Çocuk Kültür Sarayı var. Okul ve okul öncesi çocuklar için aktivite merkezi olarak 15 Nisan 1989 tarihinde açılmış olan bu merkezde pek çok farklı etkinlik gerçekleştiriliyor. Bazı salonlarda öğretmenler çocukların okul derslerine yardım ederken bazı salonlarda da geleneksel Kore yazı biçimi, bale, müzik, resim, ipek ipliklerle tablo yapımı, bilgisayar eğitimi gibi konulara yer verilmiş. Olimpik yüzme havuzunda atlama kuleleri mevcut. Salonlar rengârenk, iç açıcı renklerle boyanmış. Son olarak tiyatro salonuna davet edildik. Salonda her yer pırıl pırıl ışıklandırılmıştı. Çocukların rol aldığı harika bir müzikal performans sergilendi. Tam anlamıyla olağanüstü ve çok etkileyici bir görsel gösteri oldu. Hepimizin yüzü gülüyor, hayranlık ve mutlulukla gülümsüyorduk.

Otelimize dönerken programımızda bulunan Pyongyang Mirae Bilim Adamları Caddesi yürüyüşünü yaptık. Pek çok modern mimariye sahip yapının,  iki yanını çevrelediği geniş bir cadde Mirae Caddesi. Çiçeklerle süslü parkları, geniş kaldırımları, şık otobüs durakları ile kendinizi Dünyamızın ünlü metropollerinden birinde yürüyor sanabilirsiniz. Bir yandan da rehberimiz caddenin yapılış amacını anlatıyor. Mirae Caddesi, Kuzey Kore liderinin bilim alanında başlattığı bir hamleyi gösteriyormuş. Bu cadde ve apartmanlar, bilim insanları ve üniversite profesörlerinin ikameti için yapılmış. Dayalı-döşeli geniş, aydınlık, ferah daireler bilim çalışanlarının aileleri ile rahat bir yaşam sürmeleri için yapılmış. Ekonomisi daha çok tarım ve yeraltı kaynaklarına bağlı gibi görünen çok da zengin olmayan bir ülke için ilk atılması gereken adımlardan biri bu bence de. Ülkenin bilim altyapısını kurmak ve geliştirmek, teknik ve ekonomik kalkınmanın ve dışa bağımlılığı adım adım azaltmanın giriş kapısı. Sosyal medyada hakkında pek çok dedikodu dolaşan, zaman zaman yaptığı politik çıkışlarla da bunu körükleyen Kuzey Kore lideri için birden pozitif düşünceler geçmeye başladı aklımdan. Rehberimiz ile oldukça yakınlaşmıştık bu kısa beraberliğimizde. “Lider Kim Jong-Un kaç yaşında, çocukları var mı?” diye sordum. Rehberimizin cevabı hepimizi şaşırttı. Bunlar halka açık bilgiler değilmiş. Halk lider hakkında hiçbir şey bilmezmiş. Bu bilgi üzerine konuşmanın yönü bir anda lider konusuna döndü. Bir eşi olduğu bile resmi bilgi değilmiş. “Görsel medyada yanında gördüğümüz genç kadının eşi olduğunu düşünüyoruz” dedi rehberimiz. “Lider evli mi değil mi? Çocuğu var mı? Nerede okudu, eğitimi nedir? Nerede yaşıyor? Nasıl biridir?” Bir anda özgür ve iletişime açık Dünyam tepetaklak oldu sanki. Ama rehberimiz şaka yapmıyordu. Gerçekten lider ve ülkede her alanda gerçek durum nedir bilmiyordu. Sadece “Biz coğrafi konum olarak çok riskli bir bölgedeyiz. Rusya, Çin, Japonya ve düşmanımız Amerika Birleşik Devletleri ile sınırlarımız var. Her an topraklarımızı işgal edebilirler. Bizi liderimizin gücü koruyor” diyor ve buna inanıyordu. Ama düşünebilen her eğitimli insan gibi merak ediyor ve gerçeği istiyordu. Bunu konuşmanın devamındaki sorulardan anlıyorum. Dünya neler konuşuyor? Sosyal medyada lider ile ilgili hangi bilgiler dolaşıyor? Yanındaki genç kadın gerçekten eşi miymiş? Başka hangi bilgiler var?

Biz de bildiğimiz kadarı ile cevaplandırmaya çalışıyoruz bir Korelinin Kore’ye ilişkin sorularını. Bir koyun sürüsünü kapalı bir alana koyup güçlü çoban köpekleri ile koruyarak dış dünyadan izole edebilir, idare edebilirsiniz belki, ama iletişimin tavan yaptığı, bir insanın evinden çıkıp arabasına doğru yürürken kaç adım attığının uydu aracılığı ile görüntülenebildiği günümüz Dünyasında “bu bir insan grubuna yapılabilecek en büyük kötülük mü acaba” diye düşünüyorum. Diğer yandan yiyecekler, kimyasallar bir yana yanlış bilgilendirme, dini propaganda, toplumların yaşam haklarına el uzatan tröstlerin daha fazla para kazanmak için sahneledikleri senaryolar, terörizm ve daha pek çok kötülükten bir toplumu korumanın yolu da olabilir mi düşüncesi de kenarından köşesinden düşüncelerime sızmaya çalışıyor.

Emin olduğum ise, Dünyadan izole bir ülke kavramının anlamını ilk kez gerçekten kavradım Kuzey Kore’de.

Son akşam yemeği ve otelimiz. Son gece uykum yeterli olmadı, karışan aklımın sakinleşmesine. Havaalanında, bizi çok rahat ettiren, samimi ve bilgili rehberimize sarılıp veda ederken Kuzey Kore’de sanki dev bir vitrine bakmışım da camların ötesini pek de görememişim duygusu taşıyordum.