HOŞ KOKULU METROPOL HONG KONG

Hızla modernleşen Hong Kong`un gökdelenleri gölgesinde sıkışan, geleneksel balıkçı tekneleri
hongkong harita

Hong Kong, adı üstünde güzel kokan liman, eskilerin korsan yatağı, İngilizlerin ticaret köprüsü, Çinlilerin iç sızısı metropol. Kendine özgü öyküsü ile benzerlerine hiç benzemeyen gökdelenler kolonisi.

Adını, dünya tarihine 15. YY.’dan itibaren farklı bir yön veren Kristof Kolomb’dan alan kolonileşme olgusunun, 21. YY’a uzanan sancılı siyasetinin kitabı Hong Kong. 1997 yılını, haziran ayının son gece yarısına kadar zengin ve ünlü bir İngiliz sömürgesi olarak yaşayıp, sabahına Çin Halk Cumhuriyetinin Özel Yönetim Bölgesi olarak uyanan adalar topluluğu.

Yaklaşık 7.5 milyon (2018) nüfusu, 46 Üniversite ve Koleji,  235 küçük ada ile birlikte 1104 kilometre karelik toprak parçası, modern yaşamın kıyısında hayata tutunmaya çalışan binlerce balıkçısı ile son 100 yılın değişim rekortmeni Hong Kong.

Öyle bir toprak parçası ki, 19 YY. başlarında, iç karışıklıklarla çalkalandığı ve merkezi otoritenin zayıfladığı bir zaman diliminde, Çin ana karasının yumuşak karnı olmuş. Avrupalıların uzak doğu zenginliklerine odaklandıkları ve sömürge edinme krizine yakalandıkları bu dönemde, özellikle İngiltere-Çin ticaretinde sorunlar yaşanıyormuş. Diğer taraftan da dönemin çok değerli ürünleri çay, porselen ve ipek, İngilizler eliyle Batı pazarlarına sunulurken, özellikle İspanyol rekabeti ile zorlanıyormuş. Çünkü İspanyolların, Ferdinand Magellan eliyle başlattıkları ve toplam 333 yıl süren Filipinler işgali, İspanyolları uzak doğu ticaretinin kalbine yakın bir yerine konumlandırmış. Amerika Kıtasındaki sömürgelerinden, özellikle de Bolivya’daki Potosi gümüş madeninden akan gümüş, İspanyolları ödemeler dengesinde birkaç basamak öne geçirmiş. Zaten İngilizlere direnç gösteren Çin Hükümdarlığı, tüm ödemeleri sadece gümüş olarak kabul etmeye karar vermiş. İngiltere için farklı mücadele yollarının denenmesi, işte bu karar ile başlamış. Çin Halkı arasında eskiden beri tanınıp bilinen afyonun etkin biçimde tarih sahnesinde boy gösterişi İngiltere eliyle başlatılır. East India Company aracılığıyla, İngiltere’nin çok güçlü olduğu Hindistan, Tayland, Kamboçya, Laos ve o günkü adıyla Burma günümüzdeki adı ile Myanmar topraklarında yetiştirilen afyon, Çin’in atardamarlarında dolaşmaya başlamış. Çine satılan afyonun miktarı iki basamaklı rakamlar ile ifade edilen adetlerde balya iken, birkaç yıl içinde on binlerce balyayı bulmuş. Çin’in afyona ödediği bedel, İngiltere’nin aldığı çay, ipek ve porselene ödediği bedeli kat kat aşmış.  Qing Hanedanından olan Çin Hükümdarı birkaç yıl içinde, ticaret mantığının çok ötesinde, kendi ulusunun geleceğini de bu balyalara karşılık sattıklarının bilincine vararak, ülke genelinde afyon kullanımını yasaklamış. Yasağı ihlal edenlere çok ağır cezalar getirmiş.

1833’den itibaren İngiltere’nin uzak doğu ticaretini yürüten East India Company’nin afyon kaynaklı gelirleri düşüşe geçmiş. Birkaç yıla yayılan karşılıklı direnme sonunda 1839’de İngiltere Çin’e savaş açmış. I. Afyon Savaşı adıyla tarihe geçen bu savaş, 1842’ye kadar sürer ve sonunda, sömürge savaşlarında deneyimli İngiltere’nin, Uzak Doğu’nun yorgun ve hafif afyonlu ejderi Çin’i yenilgiye uğratması ile sonuçlanır. 29 Ağustos 1842’de imzalanan Nanking Antlaşması ile de Çin, Hong Kong Adasını İngilizlere vermiş. Böylece geçmiş zamanların korsan uğrak yeri, ana karaya çok yakın olan ve 235 adadan oluşan bu adalar grubu, bir İngiliz sömürgesi olarak tarih sahnesindeki yerini almış.

Uzakdoğunun görkemli ejderi her köşede turistleri karşılıyor
Uzakdoğunun görkemli ejderi her köşede turistleri karşılıyor

1858 Tientsin Antlaşmaları, ikinci kez yenilen Çin’i zor koşullara baş eğmeye zorlamış. Hong Kong adalarının çok yakınındaki ana kara parçası Kowloon’u da İngilizlere bırakmak zorunda kalmış”. Liman kentlerinden pek çoğunun, Çin’e ayak basması yasak olan yabancıların yerleşim ve ticaretine açılması, yabancıların Çin’in iç bölgelerinde seyahat edebilme özgürlüğü, Hristiyan misyonerlerin seyahat ve dini faaliyet özgürlüğü ve yabancı devletlerin Pekinde temsilcilik açmalarına izin verilmesi Tientsin Antlaşmalarının en önemli koşulları. Çin Hükümranlığının, çok uzun zamanlara dayanan güçlü geleneklerine, hayranlık duyulan gizemli gücüne halel getiren, ışıltılı parlaklığı göz kamaştıran çekik gözlü ejderin onuruna saplanan zehirli  çelik kılıçlar olmuş bu koşullar. Koşullara uyulmanın Çin tarafından reddedilmesi, savaşın iki yıl daha uzaması sonucunu getirmiş. Ağır yaralar alınmış. Çinin şiddetli kan kaybına sebep olan yaralar. Bu acımasız ticaretin karlarını yönetmek için İngilizler tarafından, ünlü HSBC Bankası (Hong Kong Shanghai Bank Corparation)  kurulmuş. 1898 de de Kowloon’un kuzeyindeki topraklar, 99 yıl sonra 1997 de geri alınmak üzere New Terratories adı ve özel statü ile İngiltere’ye verilmiş. Dünyayı değiştirecek, insan topluluklarını şekillendirecek gelişmelere açık bir 99 yıl.

Dünyanın bu köşesinde yaşanacak pek çok olayın başlangıcı olan bu tarihten itibaren dönemin, köşe başı taşlarından bazıları;

II. Dünya Savaşı esnasında 24 Aralık 1941 Japonların Hong Kong’u işgali. Savaş ve işgal bittiğinde iki milyonu bulan can kaybı ile yeniden İngilizlerle yola devam. Bu süreçte Batının uygarlaştırma süreci, klasik sömürge mantığı ile el ele yürür ne yazık ki. Yerli Çinli halkın oturamadığı, Avrupalı semtleri oluşur. “Köpekler ve Çinliler giremez” tabelalı iş yerleri alabildiğine çoğalır.

Hong Kong, Uzak Doğu ile Batı dünyası arasındaki bu ticaret köprüsü,  İngilizlerin toprağı oluvermiş. Limanlar, koylar, doklar gemilerle dolmuş. Tüccarlar, gemiciler, bankacılar ve her dilden ticari sözleşmeler günlerini, gecelerini doldurmuş. Yenik Çin’in hazmedemediği bu dolu dizgin ticaret ve Çin ulusunu içten içe yiyen afyon olgusu, 1856 yılında Arrow adlı bir İngiliz teknesinde Çinlilerin bayrak indirmesi ile İngiltere’ye beklenen fırsatı sunmuş. Tam da bu sırada bir Fransız misyoner Çin topraklarında öldürülmesin mi? Büyük pastadan pay alma fırsatını kaçırmayan Fransa da İngiltere’nin yanında Çin’e savaş açmış.

1950’li yıllara kadar Uzak Doğunun ticaret başkenti tacını taşıyan Hong Kong, 1949 Çin devrimi sırasında Hong Kong’a kaçan yaklaşık bir milyon zengin Çinli nedeniyle, ciddi bir sermaye birikimine sahne oluyor. 1951 yılında Kore Savaşı, ABD’nin bu bölgede ambargo uygulamasına, ambargo ise ticaretin giderek güç kaybetmesine. İşte tarihin tam bu noktasında Ekonomi Biliminin kuralları devreye giriyor. Sermaye ve ucuz iş gücü birleşince ortaya çıkan sinerji, hızla üretime dönüşüyor. Tekstil, Elektronik, Oyuncak, Sinema, Gemi, Çimento, Demir, Ağır Sanayi, Bankacılık, Finans Sektörlerinde güçlü bir performans gösteriyor. Sonuç, Hong Kong’un ticaret tacı, üretim mücevherleri ile bir kat daha değerleniyor.

Hong Kong’u nasıl gezmeliyiz, nerelerini görmeliyiz diye sabırsızlandığınızı duyar gibiyim. Yazımın başında söylediğim gibi benzerlerine hiç benzemeyen Hong Kong’u görmek için, güçlü ellerine bakmak, parmaklarındaki nasırları görmek gerek, yakışıklı yüzüne pek yakışan siyah saçlarının kıyısındaki eski bıçak yarasını, huzursuz, gergin kaslarını fark etmek gerek. Hong Kong’u anlamak, anılarımıza mal etmek için, onu gece uykularından sıçratan kâbuslarını sezmek, dalgın bakışlarındaki gelecek zamanlara duyduğu belirgin endişeye aşina olmak gerek bana göre. Bu nedenledir sözü böyle uzatıp dolandırmam, eskilerinden başlatıp öyküsünü, geleceğine uzatmam.

Aberdeen körfezinde ünlü deniz ürünleri restoranı Jumbo, her gün yüzlerce turisti ağırlamakta
Aberdeen körfezinde ünlü deniz ürünleri restoranı Jumbo, her gün yüzlerce turisti ağırlamakta

Pek çok ülke ile birlikte, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da vize uygulamayan Hong Kong, ziyaretçilerine ilginç sürprizler sunmaktadır.

Hong Kong adası,  modern gökdelenlerle, Bankacılık sektörünün yerleşim bölgesi olup, İngiliz tarzı publar ile perçinlenen Batılı yaşam tarzını temsil etmektedir. Kowloon Bölgesi ise çok yüksek insan yoğunluğu ve Çin özellikli yerleşim biçimi ile ana karadaki Çin yaşamına benzer bir yaşam sergilemektedir.

Meşhur Victoria Tepesi, 554 m ile Hong Kong’un en yüksek tepesidir. 1888 de hizmete giren Tramvayı, içinde Madame Tussauds Hong Kong’un bulunduğu Peak Tower’ı, 1848 yılında inşa edilen Man Mo Taoist Tapınağı ile turistlerin çok ilgisini çeker. Hong Kong’u kuşbakışı görmek isterseniz tam  da yeridir Victoria Tepesi.

Hızla modernleşen Hong Kong`un gökdelenleri gölgesinde sıkışan, geleneksel balıkçı tekneleri
Hızla modernleşen Hong Kong`un gökdelenleri gölgesinde sıkışan, geleneksel balıkçı tekneleri

Taoist Tapınağı demişken, bu çok dinli metropolün dinlerini saymadan olmaz. Budizm, Konfüçyüsizm, Müslümanlık, Hinduizm, Musevilik, Hristiyanlık ve Taoizm’e inanan halkı, Hong Kong’u, değişik dinlerin özgün mimarili tapınakları ile süslemiş.

Hong Kong Adasının güneyindeki Stanley Plajı, harika kumsalı, ilginç mimarili gökdelenleri ve sahildeki küçük zarif dükkânları ile ziyaretçilere hoş saatler geçirtebilir.

Yine Hong Kong adasında yer alan Hong Kong Park, Spor Merkezi, Konservatuar Binası, Görsel Sanatlar Merkezi ve ilginç Çay Evi ile ziyaretçi çeken bir diğer köşedir.

Victoria Körfezinin sahilinde Avenue of Stars, Hollywood Walk of Fame benzeri bir Starlar Yoludur. Hem manzaranın güzelliğini izleme, hem de Hong Kong Film Endüstrisinin Starlarını tanıma fırsatını sunmaktadır. Sahil boyunca Hong Konglu ünlülerin el izleri ve imzaları görülebilir.

Aberdeen Körfezi ise hem turistler hem de yerli halk arasında, yüzen köyleri ve yüzen deniz mahsulleri restoranları ile popüler bir bölgedir. Tanka İnsanları bu körfezde ve teknelerde yaşarlar. Hong Kong Balıkçılık Endüstrisinin kalbi bu körfezde atmaktadır. Ancak gökdelenlerin ve modern şehir yaşamının giderek genişleyen sınırları, bu etnik grubun yaşam alanlarını sıkıştırdıkça sıkıştırmaktadır. Sayısı her geçen gün azalan yaklaşık 9000 balıkçı teknesinin bulunduğu bazı kaynaklarca belirtilmektedir. Balıkçılık konusundaki bir diğer önemli nokta ise, Lantau Adasındaki Tai O balıkçı köyüdür. Denizin içinde ve direkler üzerinde kurulmuş olan köyde yaşayanlar balıkçılık ile yaşamlarını sürdürmektedirler. Ama bu bölge halkı da geleceklerine ilişkin, Aberdeen körfezinde yaşayan Tanka Halkı ile benzer kaygıları taşımaktadır.

Megakent Hong Kong , Çin ile bütünleşmenin sosyal sorunları ile boğuşuyor
Megakent Hong Kong , Çin ile bütünleşmenin sosyal sorunları ile boğuşuyor

Hong Kong’un bir dönem yürek hoplatan bir diğer tarihi lokasyonu, Victoria Körfezinin hemen kenarında inşa edilmiş bulunan Kai Tak isimli eski hava limanıdır. 1925 – 1998 yılları arasında kullanılan bu hava alanı, uçakların binaların tepesine inecekmiş gibi tehlikeli ve heyecan verici inişler yapması ile ünlü idi. Pilotların heyecanla söz ettikleri, yolcuların ise deyim yerinde ise iniş tamamlanana kadar ölüp ölüp dirildikleri bir hava alanı idi. 1954 yılından devre dışı kaldığı 6 Temmuz 1998 tarihine kadar International Airport olarak da kullanıldı. Bu tarihten itibaren 19 km kadar batısına, yeni inşa edilen Chek Lap Kok Hava Alanı kullanılmaya başlandı.

SKY 100 Hong Kong Observation Deck, Uluslararası Ticaret Merkezinin 393 metre yüksekliğindeki 100. Katında bulunur. 100 katı 60 saniyede çıkan hatırı sayılır teknolojiye sahip asansörleri de heyecanlı anlar yaşartır ziyaretçilerine. Hong Kong’a kuşbakışı bakmak için bir başka güzel fırsattır kaçırılmaması gereken.

1980 yılında 8000 m2’lik alana kurulan Uzay Müzesi, Kowloon İstasyonunun yakınına 1915 senesinde kurulan 44 metre yüksekliğindeki saat kulesi, Tıbbi Bilimler Müzesi diyebileceğimiz Hong Kong Museum of Medical Sciences Müzesi, konulara yakınlık duyanların keyif alacağı mekânlardır.

Ocean Park, Marin Park, Lunapark ve Hayvanat Bahçesi küçük yaştaki ziyaretçilerin de hoşlanacağı hoş etkinlikler içerir. Bu arada Disneyland Hong Kong da, özellikle çocuklu aileler için eğlenceye doyum anlamına gelir.

Hong Kong’a genel bir bakış için en elverişli yer Victoria Tepesi
Hong Kong’a genel bir bakış için en elverişli yer Victoria Tepesi

Hong Kong Adasının karşısında geleneksel Çin görüntüleri sergileyen ve Hong Kong Adası ile ulaşımı metro ve Ferry ile sağlanan ana kara parçası Kowloon yer alır. Star Ferry eski zamanları çağrıştıran görüntüsü ile kısa süren bir eski zaman hayalini yaşatır zihinlerde. Hani neredeyse zaman makinasına girmişsiniz gibi.

Kawloon yarımadasında, Nathan Road olarak adlandırılan veya The Golden Mile diye de anılan, bölgenin en eski caddesi yer alır. 1970 Yılında Eski İngiliz askeri bölgesi üzerine kurulan Kowloon Park güzel görseller sunmaktadır Temple Street Gece Pazarı ile ünlüdür. Tung Choi Caddesi, bir diğer adı ile Ladies Market, her türlü ilgi çekici ürünün bulunabileceği ilginç bir açık sokak marketidir. Nadir kuşların, çok hoş tropikal çiçeklerin satıldığı Kowloon kuş ve çiçek pazarı, Uzak Doğuda hemen her ülkede değer verilen ama Çin Kültüründe çok ayrı bir önem taşıyan, Yeşim Taşı Pazarı, Lascar Row olarak da adlandırılan ve eskiden çalıntı malların satıldığı, günümüzün Antika Pazarı Cat Street. Çinli Müslümanlar için kurulan Kowloon Mescid ve İslam Merkezi, dünyadaki sayılı büyük bronz Buddha heykellerinden olan heykeli ile ünlü Po Lin Manastırı ziyaret edilmesi gereken diğer ilginç köşelerdir.

Kowloon’da Tsim Sha Shui Sahil şeridi, gökdelenler bölgesinde her akşam yapılan ‘’A Symphony of Lights’’ adlı Lazer Şov’un en güzel izlendiği yerdir. Olağanüstü bir ışık ve renk cümbüşü. Lazer Şov’u izlemeye gelenler, erken gelip fotoğraf ve video çekmek için konum alanlar da ayrı bir güzellik katıyorlar bu etkinliğe.

Başımızı döndüren güzelliklerinden bir an gözlerimizi, günümüz Hong Kong’unun 21.Yüzyılın zaman tünelindeki yoluna çevirdiğimizde ise,  zenginlikler, yükselişler, başarılı stratejik yön değiştirişler, zaman zaman da acılarla dolu olan parlak geçmişinden sonra bu gün pek çok ticari, politik ve sosyal sorun ile birlikte yürümekte olduğunu görürüz.

Çünkü 1960’larda Çin Kültür Devrimi olanca hızı ile sürerken, Hong Kong da işçi sınıfı, sömürgecilik ve kapitalizm olgusunu sorguluyordu. Ekonomik olarak, 1980’lerden itibaren Çin’de Deng Siaoping’in başlattığı dışa açılma ve Pazar ekonomisine entegrasyon hareketi, son 15 yılda Vietnam’ın da aynı yolu izlemesi, dünya pazarlarında rekabeti ve beraberinde ürün kalitesinde yükselmeyi getirdi. Hong Kong ve Çin, Tek Çin ideali yolunda ilerlerken üretim ve ticaretin entegrasyonunda da alınacak çok yol vardı. Bu sorunları gören İngiltere 1980 yılında Çin’den bir 50 yıl daha Hong Kong’un statüsünü sürdürme isteğinde bulundu. Ama bu istek kabul görmedi. Zamanlarının iki güçlü siyasetçisi Margaret Thatcher ve Deng Siaoping’in yirmiyi aşkın görüşmesinden sonra 1984 yılında Çin-İngiltere ortak bildirisi yayınlandı. 30 Haziran 1997 gece yarısından başlamak üzere 50 yıllık süre ile Hong Kong yarı özerk Özel Yönetim Bölgesi olarak ilan edildi. Böylece Çin çok uçlu sorunlar yumağını çözmek üzere 2047 ye kadar zaman kazandı denilebilir. ‘’Tek Ülke iki Sistem’’ cümlesi ile geçiş sürecini formüle etti. İngiltere ise kaybetmek istemediği bu zengin ve stratejik sömürgesi ile yakın temasını 50 yıl daha sürdürebilme şansını yakaladı.

Tüm bu kararların alındığı 1984 yılı, tıpkı Çin’deki Kültür Devrimi esnasında zengin Çinlilerin Hong Kong’a kaçması gibi bir sermaye göçüne sahne oldu. Bir milyondan fazla Çin kökenli tüccar ve iş adamı Asya, Avrupa Ülkelerine ve Avustralya’ya göç etti.

Bu tarihten sonra Hong Kong, zor ve çalkantılı dönemlerden geçti, Çin ile nasıl tek ve bütün olacağının sıkıntısını yaşamaya başladı. Örnek olarak Hong Kong yöneticilerini seçmeye çalıştı. Çin bunu geçersiz sayıp Beijing’e yakın kişileri atama yoluyla göreve getirdi.

1989 yılındaki ünlü ve kanlı, Tiananmen öğrenci ayaklanmasından sonra pek çok öğrenci lideri bir operasyonla Hong Kong’a kaçırılmıştı. Çin’deki her baskı hareketi, Hong Kong da demokrasi ve özgürlük yanlısı gösterilere sahne oldu. Bu tepkiler Batılı ülkelerce ve en çok da İngiltere tarafından desteklendi. Yerli burjuvazi, sömürge yönetiminden kurtulup Çin yönetimine girerken, eski sömürgeci de  sömürgesini yeni devletine karşı savunuyordu. Yani Hong Kong, çok küçük iken yabancı bir aileye verilmiş ve onların kültürü ile yoğrularak büyümüş de şimdi ailesine dönen biraz da asi bir delikanlı gibi giriverdi Çin’in hayatına. 1.6.1997 tarihinde yapımına başlanan Çin – Hong Kong gümrük kapısı da bir bakıma bunu belgelemektedir. Çin’e Hong Kong’tan giriş yapanlar bu gümrük kapısını kullanıyorlar şimdi.

Sözü Hong Kong’dan yana hatta tarihinden yana çok uzattığımın farkındayım. Ama Dünyanın pek çok köşesinde olduğu gibi Hong Kong da da, Metropolün çehresi her geçen yıl hızla değişiyor. Sürekli inşa edilen yeni binalar,  yeni açılan restoranlar, müzeler, her biri diğerinden güzel parklar, havası sizi sımsıcak sarıveren kafeler vb. Birkaç yıl sonra tekrar gitme şansınız olursa, anılarınızda yer edenle arasında gördüğünüz farklar sizi şaşırtabilir. Bu nedenledir ki gezi yazılarının ömrü pek kısadır. Lonely Planet, Let’s go vb gibi ünlü gezi yayınları her yıl yeni kitaplar çıkarırlar, şehirlerin değişimlerini anlatmak için bıkıp usanmadan. Bu hızlı değişimde değişmeyen, şehirlerin geçmişte yaşadıklarıdır, başlarına gelenlerdir tıpkı insanlar gibi. Kendine has kokusunu, dokusunu, yemeklerini hatta insanlarının yüzüne yerleşmiş benzer anlamları veren bile yaşanmışlıklardır aslında  bana göre.

Çin Halk Cumhuriyetine iade edildiği 1 Temmuz 1997 tarihine kadar, Hoş Kokulu Limandan başlayan serüven, Hong Kong’u bana göre en doğru tanımlayanlardan biri olan Sn. Prof. Dr. Asuman Suner’in cümleleri ile, Asya Pasifik Hattında bir mega şehir, küresel ekonomi ile entegre olmuş dev bir finans merkezi, dünyanın 5. büyük döviz pazarı, dünya deniz ticaretinin en işlek liman kentlerinden biri, hiperaktif bir kent olan Hong Kong’a vardı. Bu baş döndürücü yükseliş, eksponansiyel bir trendi işaretlemekte idi.

İşte, güzeller güzeli, eski zamanların gizemli büyüsünü taşıyan, ilginç doğası ve modern görünüşü ile şaşırtıcı, teknolojisi yüksek, Çin ve Batı mutfaklarının harmanlandığı lezzet durağı Hong Kong. Kısa bir tatili unutulmaz anılara dönüştürebileceği gibi, Uzak Doğuda başka köşeleri de kapsayan uzun bir kültür gezisinin ilk veya son durağı da olabilir. Hangisini tercih ederseniz edin, anılarınızda çok özel bir yeri olacağını düşünüyorum. Kanımca hem tanıdığımız, kendimizi yakın hissettiğimiz batıya yakın, hem de bilmediğimiz tanımadığımız, tarihin içinden kopup gelmiş gibi hayallerimize kanat açtıran bir Hong Kong’u yaşamak mümkün aynı anda. Tarihi, tarihinin yapısına kattıkları, yapılanması, güzellikleri, özellikleri ile gerçekten benzerlerine hiç benzemeyen bir Metropol olan Hong Kong, eski bir dost gibi içinize işleyebilir.