Japon denizi ile kıta komşuları Çin, Kuzey Kore ve Güney Kore’den ayrılan, Rusya’ya, Sakhalin Adası ile arasında uzanan neredeyse bir adımlık La Perouse Boğazı kadar yakın, güzeller güzeli adalar ülkesi Japonya’dayız. Kofunların anavatanı ayrıca.
Japonya denilince okyanus ve adalar geliyor elbette aklımıza. Nasıl gelmesin? Yaklaşık 430 kadarında yerleşim bulunan 6000’den fazla büyüklü küçüklü adadan oluşan bir ülkeden söz ediyoruz. Kuzeyden güneye uzanan sırasıyla Hokkaido, başkent Tokyo’nun da üzerinde bulunduğu Honshu, Shikoku, Kyushu bu adaların en büyükleri. Daha güneydeki adalardan biri olan Okinawa ise ölçek olarak çok daha küçük olmasına rağmen İkinci Dünya Savaşı’ndaki önemi ve uzun ömürlü halkı nedeniyle adı çok duyulmuş ünlü bir ada.
Japon adaları, gelenek, inanç, çeşitlilik, gizem gibi anlamlar taşır bana göre. Japon ırkı, her konudaki zevkleri, yaşama ve çalışma tarzı, eşyaları kullanış biçimi, sanat dallarına sinen zarafet, yaşam ve ölüm felsefesi ve daha pek çok konuda merak uyandırıcı hatta büyüleyicidir.

Tarih içinde, ada halkının yaşamı, krallıklar, kıta halkları ile ilişkiler, samuray ve shogunlar dönemleri, politik güç oyunları, karmaşa dönemleri, Batı’ya açılış gibi aşamalardan geçmiş. Bu aşamalar, Japonya’nın pek fazla dış düşman tehlikesi ile yüz yüze gelmeden kendi içinde karışıp yoğurulduğu zaman dilimleri olmuş. Ekim 1868’den itibaren Temmuz 1912’ye kadar süren İmparator Meiji döneminde, yapılan yeni düzenlemelerle samuraylar dönemi ve feodal yapı sona ermiş ve modern bir toplum yapısı inşa edilmiş. Bu yeni yapılanma içinde ise Batı dünyası ile ilişkiler artırılmış, teknolojiye ve eğitime önem verilerek, sanayide hızla gelişen modern Japonya’nın temelleri atılmış.

Zaman içinde pek çok sosyal, politik, felsefi ve teknolojik değişim geçirmiş olan Japon adaları, geçmiş zamanların izlerini, bugün bütün zenginliği ile topraklarında barındırmakta. Tüm bunlar, Japon devlet yönetimi tarafından Ulusal Miras kapsamında dokümante edilmiş, 21 adedi UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak listeye ve koruma altına alınmış. Ayrıca listeye girmeyi bekleyen 9 adet de miras adayı bulunmakta.
Eşim ile birlikte Japonya’daki UNESCO Dünya Miraslarını ziyaret ederken, gezi programımızın elverdiği ölçüde aday listesinde bulunan yerleri de ziyaret etmeye çalıştık. Bu vesile ile Osaka ve Nara bölgelerinde bulunan Dünya Miraslarını ziyaretimiz esnasında, aynı bölgede Sakai Şehri sınırları içinde ve aday listesindeki Mozu-Furuichi Kofun alanının eski dönem tümülüs kümelerini görme fırsatını bulduk. Bazıları bugüne kadar görmediğimiz büyüklükte anıt mezarlar olan ve kofun adı verilen bu yapılar, büyüklükleri ile zamanlarının sosyopolitik yapısındaki güç hiyerarşisini, biçimleri ile de mistik bir felsefeyi temsil ediyorlar. 3. YY.’dan başlayarak 6. YY. sonlarına kadar devam eden dönemde Honshu Adasında Sakai Şehri civarında ve Kyushu Adasının güney bölümlerinde 200’000’den fazla kofun, tümülüs biçiminde inşa edilmiş. Bunlardan en önemlileri seçkin ailelere mensup kişilerin ve politik olarak yüksek seviyeli görevlilerin anıtsal mezarları. Büyüklükleri, formları ve düzenlenişleri ile dünya üzerinde başka bir yer ve kültürde görülmeyen kofunlar, yapıldıkları dönemi karakterize eden çok özel bir mimariye sahipler. Gökyüzünden alınan fotoğraflarında, dairesel veya kare planlı, kilit biçiminde ve çok büyük ölçülerde inşa edilmiş tümülüsler hayranlık uyandırıcı. Bu biçim ve yerleşim özellikleri ile Mozu ve Furuichi Kofun kümeleri, yapıldıkları çağın sosyopolitik yapısının da bir fotoğrafı sanki.

Japonya’da kofunların inşa edildiği ve krallıkların kurulmaya başladığı yaklaşık 350 yıllık bu döneme Kofun Periyodu da denilmekte. Bu da zamanı markalayan özgün yapıların benzersizliğini bir kez daha vurgulamakta.
Yapılan araştırmalara göre, kofunlar inşa edilirken önce toprak kazılıyor, daha sonra höyüğün çevresi su kanalları ile çevriliyor, taştan yapılmış mezar höyüğün içine yerleştirildikten sonra toprak, kademeli bir biçimde yığılarak üstü seramik figürlerle süsleniyormuş.

Mozu Kofun Kümesi, Sakai Kent Merkezinin yaklaşık iki kilometre kadar çevresine dağılmış durumda bulunan 44 Kofundan oluşmaktadır. Bu sayının Kofun Periyodunda 100 kadar olduğu düşünülmekte. Sakai kent yerleşimi esnasında pek çoğu tahrip olarak ortadan kalkmış.
Kofun döneminde pek çok güçlü yönetici de aynı tip mezarlar yaptırmış. Kofunların niçin kilit biçiminde yaptırıldıkları tam olarak bilinmemekte. Kilit formunun yuvarlak olan kısmı gömü bölümü olup, çeşitli kazılarda bu bölümde bazı kişisel eşyalar ve pişmiş toprak kaplar, bronz aynalar, silahlar, zırhlar, değerli süs eşyaları, demir ve bronz at koşumları, törenlerde kullanılan eşyalar da bulunmuş.
Mozu Kofunlarının en büyüğü Nintoku-Tenno-Ryo Kofunu imiş. Büyük Kral Yamato zamanında yapılmış ve 486 metre genişliğinde, kilit biçimli kofun üç kat su kanalı ile çevrelenmiş. 5. YY.’ın ortalarında yapılmış olup çevresindeki on kadar kofun ile birlikte bir kofun kümesi görünüşü sergilemekte.
Kofunun büyüklüğü konusunda bir fikir verebilmek için dünyada en büyük anıt mezarlar olan Keops Piramidi ve ilk Çin İmparatorunun mezarları ile karşılaştırıldığında taban alanının her ikisinden de büyük olduğu görülmüş. 1985’de Japon bir bilim insanı tarafından yapılan hesaplamalara göre, Nintoku-Tenno-Ryo Kofunu’nun her gün 60 işçi çalıştırılarak modern araç gereçlerle bir buçuk yılda inşa edilebileceği hesaplanmış. Bu eserin kendi çağının olanakları ile ise günde 2000 işçi çalıştırılarak 15 yıl 8 ayda tamamlanabileceği sonucuna varılmış. Ayrıca kofunun dekorasyonunda kullanılan ve haniwa adı verilen çok sayıdaki pişirilmiş toprak heykeller ve figürler bu hesaba dahil edilmemiş.

Akıl erdiremediğimiz, eski zaman sırlarından biri daha işte diye düşündüm bu bilgileri aldığımız, modern bir müzecilik anlayışı ile düzenlenmiş Kofun Müzesini gezdiğimizde.
Furuichi Kofun grubu ise Sakai’nin biraz daha güney doğusunda Fujidera ve Habikino yerleşim birimleri arasında ve 120 adet Kofundan oluşuyor. Bu grubun en büyük Kofunu 425 metre genişliğinde inşa edilmiş ve çift su yolu ile çevrelenmiş olan Ojin-Tenno-Ryo Kofunu imiş. İnşa edildiğinde yaklaşık olarak 20’000 Haniwa ile süslü olduğu tahmin edilmekte.
Mozu ve Furuichi Kofun kümelerinden büyüklük ve biçim olarak örnek sayılabilecek toplam 90 Kofun günümüze ulaşabilmiş. 2010 Kasım ayında UNESCO tarafından aday listesine alınan bu değerli kültürel mirasın, yakın tarihte listeye girebilmesini uman Sakai, Habikino ve Fujidera şehirleri sakinleri, sokaklarının hatta evlerinin arasında kalan kofunların çevre etkilerinden korunması için gönüllü ortak çalışma grupları oluşturmuşlar. Mozo ve Furuichi kofun’larının gelecek kuşaklara zarar görmeden aktarılabilmesi için çaba harcamaktalar.
Dünyada eşi benzeri bulunmayan bu kültürel mirası ve korunması için bizzat sahipleri olan yöre halkı tarafından harcanan çabaları görmekten mutluluk duyarak ve diğer kültürel değerler için aynı özenin gösterilmesini dileyerek ayrılıyoruz bu güzel bölgeden. Yeni güzelliklere, başka dünya miraslarına doğru.
Japonya’da Honshu Adasına, hele Osaka’ya yolunuz düşerse, belki mart sonu nisan başı gibi sakura ağaçları pembe-beyaz gelinlere dönüştüğünde, belki de bir sonbaharın sarı-yeşil-kızıl renk cümbüşünde yakalayıp kofunları, eski zamanların bu gizemli güç sembollerini mutlaka ziyaret etmelisiniz. Günümüzden çok uzaklara, masal zamanlarına, ya da Japon adlarının geçmiş gizemli zamanlarını konu alan çok heyecanlı bilgisayar oyunlarından birinin esrarengiz mekânlarına karışacaksınız eminim.

