AKDENİZ GÜZELİ SANTORİNİ

N.EGE-DMİ-Santorini Kalderası ve sıcak koy
Santorini harita
Santorini harita

Ege Adalarını sever misiniz? “Kim sevmez ki?” ya da: “Sonbaharı, kızıl, sarı, yeşil yaşarken, istemeye istemeye kışın serin ıslaklığına alışmaya çalışırken, yazı özleten bu soru da nereden çıktı?” Dediğinizi duyar gibiyim. Pırıl pırıl masmavi sular, beyaz köpüklerle harelenmiş minik dalgalar, çam yeşili akisli kumsallar. Kimi gizemli, kimi şirin, kimi muhteşem koylar. Bazen kırmızı damalı örtüsü ile küçük bir masada tüm keyifler, ayaklar serin sularda. Izgara sarı kanat, yanında tereyağlı karides güveç ile kalamar tava. Bir de oval tabakta Akdeniz salata. Kırmızı turplu, roka yanı soğan, limon ve altın rengi zeytinyağı da cabası. Güneşin sim ışıkları Akdeniz’in serin damlalarında yansır yaz aylarında. Ki yaz denilen mevsim Akdeniz’de, Nisan sonu gibi başlayıp ta Kasımın ilk günlerine kadar sürer neredeyse. Pek çok gezenti turistin kalbini çalmıştır Ege Adaları bu güne kadar. Tatil dönüşü harika gün batımı fotoğrafları eşlik eder anılara. Bu büyüye kapılmamak mümkün mü? Biz de kapıldık geçen yaz. Bembeyaz bir gemi ile dolaştık sevimli yunuslar eşliğinde Ege adalarını. Kimi koyda serinledik, kiminde keyfettik, kiminde ruhumuz da doyana kadar yedik.

N.EGE-DMİ-Bembeyaz sahillerden Akdeniz maviliklerine bakış
Bembeyaz sahillerden Akdeniz maviliklerine bakış

Her adada bir aşk hikayesi dinledik eskilerden. Bazısının sonu mutlu bitiyordu, kimi de hasretle savruluşu, yanışı anlatıyordu geçmişin gölgelerinde. Savaşlardan söz ediliyordu reçine kokulu barışın sindiği akşamlarda bazen? Bazen de doğanın çok da masum olmadığı, afet öyküleri çalınıyordu kulaklarımıza. Yumuşak dalgaların sesi ruhumuzu okşarken bu öyküleri ciddiye almak oldukça zordu. Ta ki güzeller güzeli mavi beyaz Santoriniyi görene kadar. Santorini hayallerimde, hep mavi deniz, küçük beyaz evler, fonda altın yaldızlı pembe bulut ve portakal rengi günbatımı güneşi idi o güne kadar. Gördüğüm fotoğrafların ve gezgin dostlarımın ballandıra ballandıra anlattıkları anıların uyandırdığı izlenimdi bu sanırım.

N.EGE-DMİ-Ünlü tatil adası Santorini
Ünlü tatil adası Santorini

Oysa bilenler bu rüya adanın, bu dillere destan güzelliğin, doğanın trajediler eşliğinde defalarca şekillendirdiği bir güzellik olduğunu fısıldıyorlardı kulaktan kulağa. Anlatılanlara bakılırsa, aşkı, tutulana felaketler yağdıran belalı güzellere benziyordu kaderi. Heyecanla dinleyip, gözlerimizle gördüğümüz hem büyüleyici hem ürkütücü bu olgu, çok ilginç bulduğum ve bu güne kadar nasıl olup da öğrenmemiş olduğuma şaşırdığım bir jeolojik oluşum idi. Anadolunun batı yakasını da yakından ilgilendiren bu volkanik yapı, geçmişten geleceğe uzanan bir Ege öyküsü idi.

Hepimizin yüreğini pıt pıt ettiren güzel Santorini adası, aslında benzerine az raslanan bir kaldera imiş. Bilindiği gibi kaldera, volkan patlaması sırasında püskürerek fırlayan lav ve küller nedeni ile yüzeyin altında oluşan boşluğun, üstte kalan ağırlığı taşıyamayarak çökmesi sonucu ortaya çıkan çukura verilen isimdir. İlk kez, Kanarya adalarında bulunan Taburiente oluşumu için, Alman Jeolog Leopold von Buch tarafından La Caldera ismi kullanılmış. Kaldera, Latince kökenli bir kelime olup pişirilmiş toprak anlamına geliyormuş. 25-30 km.’ye kadar çap büyüklüğü olabilen kalderaların çukuruna suların dolması ile kaldera gölleri oluşuyormuş. Denizde kaldera oluşumu ise çok daha nadir bir olay. İşte bu ender rastlanan olağanüstü oluşumlardan biri burnumuzun dibinde imiş meğer.

N.EGE-DMİ-Akdenizin ortasında kaynar kazan
Akdenizin ortasında kaynar kazan Santorini

Tam ortasında çok genç bir lav adası Nea Kameni’nin yer aldığı, neredeyse düzgün bir daire oluşturan beş adadan biri Santorini. Lav adası Nea Kameni’ den başka Palia Kameni, Thirassia, Aspronisi ve Santorini. Bilim çevrelerinde bu adalar topluluğunun adı Santorini Volcano. Kısa adı ISMOSAN olan, Santorini Volkan Çalışmaları ve İzlence Enstitüsü ise bu yeryüzü parçası ile ilgili sürekli çalışan uluslararası bir bilim kuruluşu.

Tarihte bu coğrafyada olduğu düşünülen ilk büyük volkanik patlaması, tahmini olarak M. Ö. 3600 yıllarında olmuş. O tarihte mevcut bulunan ada parçalarından bir bölümünün çökmesine ve deniz sularının boşlukları doldurarak kalderayı oluşturmasına sebep olduğu düşünülen ikinci patlama ise M.Ö. 1630’da gerçekleşmiş. Palia Kameni ve Nea Kameni lav adalarını oluşturan patlama, ünlü tarihçi Strabon’un kayıt düştüğü M.Ö. 197 patlaması olmuş. Daha sonraki yıllar hatta yüzyıllarda ise, sonuncusu 1950’de olmak üzere ve her biri aylar hatta yıllar süren sekiz ayrı volkanik aktivite sonucu Nea Kameni Lav Adası giderek büyümüş ve günümüzdeki halini almış. Bunun nedeni, denizin derinliklerinde faaliyetini sürdürmekte olan aktif volkan kraterinin tam da Nea Kameni Volkanik Adasının altında olması. Bu arada ISMOSAN’ın devamlı izlemesinde olan aktif volkanın, önümüzdeki zamanlarda yeniden faaliyete geçmesi bekleniyormuş.

Yunanistan Hükümeti ve adanın yerel yönetimi, bu ender rastlanan oluşumun, Jeolojik Anıt olarak Unesco Dünya Mirası Listesine girmesi için çalışmalarda bulunuyormuş.

N.EGE-DMİ-Santorinide Ege'ler
Santorinide Ege’ler

Nea Kameni’ye aldığımız turda, kendimizi bir film setinde imişiz gibi hissettik. Volkanik vahşi kayalarla çevrili bu doğal ortamda, sülfür buharlarının bir kaç yüz metre yakınında olduğumuz gerçeği kalbimizi heyecan ve korku ile doldurdu. Küçük bir koyda sıcak deniz kaplıcasında yüzdük. Deniz suyu kırmızımtırak boz renkte ve neredeyse derimizi yakacak kadar sıcak idi. Sanki altımızda kaynayan lavlar eriyerek deniz suyuna karışıyordu sürekli. Yakıcı lavların denizin altında, derinlerde öfkeli buharlar saçarak kaynaştığını düşünürken, bu sıcak deniz sularında yüzmek inanılmaz bir deneyim.

Yerkürenin gücünün büyüklüğünden ürpermek böyle bir şey imiş diye düşündüğümü hatırlıyorum kızgın suları kulaçlarken.

Bu ilginç günün sonunda, teknemiz bizi Santorini adasının en uç noktasına , Oia bölgesine götürdü. Çağlar öncesinin volkanik ortamından, çok şık, çok modern, hoş bir Dünya parçasına ışınlanıvermiştik sanki. Kendi zamanımıza, günümüz Dünyasına yatay geçiş yapmıştık birden.

Kıyafetlerimizi değiştirdik, ruh halimizi keyif moduna ayarladık. Bembeyaz binalar, Ege’nin akşam saatlerinde, maviden gece mavisine dönüşen sulara çağlar gibi idi. Kenarlarına altın yaldız çekilmiş bembe bulutlara yaslanmış, portakal renkli güzellikti güneş. Santorini başlıklı yürek hoplatan fotoğraflar, bu saatlerin eseri olmalı. Gün batımını izledik , kıpır kıpır, heyecanlı, şen bir kalabalıkla birlikte. Gölgeler yavaş yavaş koyulaşırken, deniz koyu maviden laciverte doğru yelken açtı. Bembeyazlar, hüzünlü grilere dönüştü. Ürkütücü doğa güçlerinin yarattığı, bu olağanüstü güzel Akdeniz köşesinde insanlar, akşam serinliğini yanık tenlerine serip, deniz ürünlü leziz akşam yemeklerine başlamıştı bile.