OGOH OGOH İLE BALİ USULÜ ARINMA

Ogoh, Yürüyüşe eşlik eden halk ve turistler de zaman zaman grubun coşkusuna katılıyor
Ogoh-Goho-harita

Son yıllarda Dünya turizm platformunda adını, “Balayı Adası” olarak da duyuran Bali Adası’ndan seslenmek istiyorum sizlere bu kez. Bali, Endonezya adalar ülkesinin, son tespitlere göre 17’508 adet olduğu söylenen irili ufaklı birbirinden güzel tropik adalarından biridir. En büyükleri Java, Sumatra, Selebes adaları olmak üzere Bali, Lombok, Sumba,  Sumbawa, Flores, Timor, Moluk adaları ve diğerleri ile birlikte yaklaşık 5 milyon kilometrekare alan içine, harika doğa parçaları olarak serpilmişlerdir.

Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Endonezya adaları, üzerinde volkanların sıralandığı, bir yay gibi kıvrık ve gergin, kaderini yaşamaktadır sıcak denizler ortasında. Adaların arasında uzanan Java, Sunda, Flores, Selebes, Moluk gibi isimler alan iç denizlerinin, su altı güzellik ve zenginlikleri yanı sıra bir diğer önemli özelliği de çok derin olmalarıdır. Adalar, bazıları halen aktif olan 150 kadar volkan barındırmaktadır.

2018 verilerine göre 268 milyon kadar olan nüfusun büyük çoğunluğu, başkent Jakarta’nın da üzerinde bulunduğu Java adasında yaşamaktadır. Toprak üstü kadar toprak altı ve denizleri de zengin olan Endonezya’nın, Yeni Gine Adasının batısında bulunan toprakları İrian Barat, Borneo Adasının güney yarısında bulunan toprakları ise Kalimantan adı ile anılmaktadır.

Hayvan ve bitki örtüsü, ormanları, kalay, petrol, altın, gümüş, kömür, nikel, bakır, manganez yatakları, su altı zenginlikleri tarih boyunca sömürgecilerin iştahını kabartmış. 7. ve 13. yüzyıllar arasında güçlü yerel krallıklar hüküm sürmüş, 13. yüzyıldan itibaren Arap tacirler eliyle Müslümanlık yayılmış, 16. yüzyıldan itibaren de İngiliz, Portekiz özellikle de Hollanda’nın sömürgeci emellerine hizmet etmiş Endonezya’nın zenginlikleri. Ülke ancak, İkinci Dünya Savaşı sonunda yeniden yapılanan ülkeler coğrafyasında, bağımsız Endonezya Devleti olarak yerini alabilmiş.

N.EGE-DMİ-Hemen her binanın önünde bie Ogoh Ogoh
Hemen her binanın önünde bie Ogoh Ogoh

Gelelim güzeller güzeli Balayı Adası Bali’ye. Günümüzde yüzde 93’ü Hindu olmak üzere yaklaşık 4’200’000 kişinin yaşadığı Bali’ye, bilinen ilk toplu yerleşimler M.Ö. 2000 yıllarında olmuş. Birinci yüzyıldan itibaren de deniz ticaretinin kolaylaştırdığı Çin ve Hint kültür etkileşimleri başlamış. Budizm ve Konfüçyüs Felsefesi adaya ulaşsa da genel eğilim Hinduizm yönünde olmuş. Adanın ismi Bali Dwipa olarak ilk kez birinci yüzyılda yazılmış bir kitabede geçmekte imiş. Şu anda Unesco Dünya Mirası olan ve subak adı verilen pirinç tarlaları sulama sistemi de o tarihlerde geliştirilmiş. Avrupalıların, Bali ile tanışması ve yakınlaşması 16. YY’da Hollandalı ve Portekizli gemiciler aracılığı ile olmuş.17. YY’dan itibaren, Hindistan Yarımadası ile ilgilenen İngiliz tüccar ve politikacıların da ziyaret ve ilgileri eksik olmamış. Ama üstünlük Hollandalılarda kalmış. İşte bu tarihlerden itibaren Bali’nin rengârenk yaşamına kan karışmış. Böl ve yönet kuralı uyarınca Hollandalılar, Bali’nin küçük krallıklarını birbirlerine düşürmüşler. 1890’a gelindiğinde, yerel krallıklar kendi aralarındaki savaşlar nedeni ile güçlerini kaybetmişler. 1906, Hollanda deniz ve kara güçlerinin ani saldırısına sahne olmuş. Bali halkı birleşerek bu işgale karşı savaşmaya başlamış. Sanur Bölgesinde yapılan savaşın sonucu korkunç olmuş Bali halkı için. Derlenip toplanıp son bir gayret ile karşı çıkmışlar ama Klungkung’da ikinci kez topluca katledilmişler. Sonrasında, Hollandalılar adada bir sömürge yönetimi kurmuşlar. Öyle güzel, öyle bakir, öyle zenginmiş ki diğer Endonezya adaları gibi Bali de artık Hollandalıları söküp atmak mümkün olmamış bu sömürü düzeninden. İkinci Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde, Japon işgali başlamış. Yerel güçler karşı koymuş ise de, ancak Japonya’nın Pasifik savaşı yenilgisinden sonra, diğer Endonezya adaları ile birlikte olmuş, Bali’nin işgalden kurtuluşu.  Bu arada 17 Ağustos 1945 günü, Japonya’nın teslim olması ile birlikte, mücadelenin önderlerinden Ahmed Sukarno, arkadaşları ile bir hükümet kurarak Endonezya’nın bağımsızlığını ilan etmiş. Hollanda ise bağımsızlık ilanını tanımadığını bildirerek ve Japonya’nın gölgesi kalkar kalkmaz, Bali’nin mavi ufuklarında tekrar belirmiş. Sömürmenin tadını unutamamışlar belli ki. Ama Bali halkı da unutmamış geçenleri. Japonların terk ettikleri silahlar ile karşı koymuşlar. 20 Kasım 1946 günü Tabanan da Marga Savaşı yaşanmış. Bir kez daha ölüme yürümüş Bali’nin güler yüzlü, sakin insanları ve Bali savaşçılarının hemen tamamı yok edilmiş. Endonezya’nın, Hollanda’nın sömürgeci tutumuna karşı topyekûn verdiği savaş,  sonunda başarıya ulaşmış ve 1950 yılında Birleşmiş Milletler’e üye olarak Dünya devletleri arasındaki yerini almış.

Ogoh, Yürüyüşe eşlik eden halk ve turistler de zaman zaman grubun coşkusuna katılıyor
Ogoh Yürüyüşe eşlik eden halk ve turistler de zaman zaman grubun coşkusuna katılıyor.

Kaderi, Endonezya’nın kaderine bağlı olan Bali Adası, 1950’den sonra yaşanan ülke olaylarından da nasibini alır. 1959’da Sukarno’nun aşırı güç mücadelesi, 1965’de Çin ve SSCB destekli komünizm yanlısı hareketler, bunlara karşı mücadele ve iç savaş yaşanır. Bu iç savaş Endonezya’da yaklaşık 1 milyon insanın öldürülmesine neden olurken, bu kaybın 80000’i Bali Adası halkındandır. 1967 yeni gelişmelerle gelir ve General Suharto bir ihtilal ile yönetimi ele geçirir. 31 yıllık otoriter rejim dönemi, Suharto karşıtı hareketlerin çok güçlenmesi sonucu, 1998 yılında Suharto’nun istifası ile sonuçlanır. O gün bugündür Endonezya Cumhuriyeti, Demokratik Parlamenter Sistem çerçevesinde ve yasalara uygun biçimde yapılan seçimlerle yönetilmekte.

Ogoh Rakshasa da denilen korkunç figürler dura kalka gösteri alanına götürülüyor
Rakshasa da denilen korkunç figürler dura kalka gösteri alanına götürülüyor.

Tarih, şaşırtıcı seyri içinde yaşanırken, doğaseverler Bali’nin doğal güzelliklerini ve harika insanlarını bir kez daha keşfettiler. Müslüman ağırlıklı Endonezya’nın Hindu ağırlıklı Bali Adasında, heykellerle donanmış tapınaklar, geleneklerin şekillendirdiği güler yüzlü, sakin, misafirperver insanların güzelliği, egzotik-tropik iklim, uzak doğunun değişik tatları, rengârenk kuşlar, ilginç hayvanlar, mercan kayalıkları ve turkuaz renkli deniz. Her şey cenneti, tatili hatta aşkı çağrıştırıyordu Batının modern dünyasında bunalan insanlara. Böylece Bali’nin tarihinde “turizm” isimli bir parantez açılmıştı. Günümüzde bu parantez hala açık, öyle görünüyor ki daha uzun süre de açık kalacak. Çünkü Bali sadece bunlardan ibaret de değil. Bali’ye gidenler, hatta birkaç kez gitmiş olanlar, her gidişlerinde, adanın Hindu gelenek ve ritüellerinin başka ilginç yüzleriyle karşılaşabilirler.

Ogoh Ogoh Festivali

Eşim ve ben birkaç kez Bali’ye gitme şansına sahip olduğumuz halde bu kez sadece Bali Adasında yaşayan bir geleneği Balililerle birlikte yaşamak üzere gittik. Ogoh Ogoh Festivali. 

Bir sokakta bir kaç tane Ogoh Ogoh töreni bekliyor
Bir sokakta bir kaç tane Ogoh Ogoh töreni bekliyor.

Adı, Bali dilindeki Ogah Ogah’tan gelen, anlamı sarsma, titretme olan ve her yıl Mart ayının farklı günlerine denk geldiğini öğrendiğimiz Ogoh Ogoh Festivali’ni izlemek üzere, 2017 27-28 Mart günlerinde Bali Adasında idik. Bu iki günü Bali’nin başşehri Denpasar’da geçirdik. 24 Mart tarihinde Java Adasında, Endonezya’nın başşehri Jakarta’dan başlayan gezimizin bu iki günü bizim için çok özel. Çok farklı bir kültürün insanları ile birlikte olup, onlara özgü bir ritüeli izledik. 25 Mart günü Jakarta’dan Yogyokarta kentine uçmuş ve Dünyanın en ünlü üç büyük tapınağından biri olan UNESCO Dünya Mirası Borabodur Budist Mabedini ziyaret etmiştik. 2006’daki volkanik etkinlikten sonra yeniden çevre düzenlemesi yapılan muhteşem tapınağın özgün yapısı hala gözlerimizin önünde idi. Ertesi gün yani 26 Martta gezimizin ikinci UNESCO Dünya Mirası olan Prambanan Hindu Mabedini ve yine UNESCO Kültür Mirası olarak Listeye alınmış bulunan Java Man ile tanıştığımız Sangiran Early Man Site’ı ziyaret ettik. Özellikle mabetlerin bizi bambaşka dünyalara sürükleyen sanatla yoğrulmuş görüntülerinin eşliğinde ve tamamen farklı bir heyecanı yaşamak üzere 27 Mart sabahı Bali adasının başşehri Denpasar’a uçtuk. Otelimize yerleştikten sonra biraz çevreyi dolaştık. Hemen her sokakta, mahallede, bloklar arası boşluklarda korkunç görünümlü yaratık figürleri ve etraflarında pek çok Balili genç erkek, yoğun bir çalışma temposu içinde bambudan yapılma platformlar hazırlıyorlardı. Korkunç dev yaratık figürleri, ağaç, bambu, kâğıt, strafor gibi hafif malzemelerden hazırlanmıştı. Bali’ye giderken dersimizi iyi çalışmıştık. Yapımı ve taşınması çok zor olmayan bu korkunç Ogoh Ogoh’ların, Bhuta Kala yani şeytanları temsil ettiğini biliyorduk.

Bhuta Kala, Hint Mitolojisinde bir çeşit şeytan imiş ve içinde kötülükleri barındırıyormuş. İnsanların yaşamını bozabilen bu figürlere, vahşiliği de kapsayan anlamı ile Rakshasa da deniliyormuş. Raksha ise karşıtı yani huzuru temsil ediyormuş. Bu renkli festivale hazırlanılırken üretilen Ogoh Ogohlar, hayvan ve bitki formlarında, garuda gibi mitolojik hayvanlara, dişi ve erkek tanrılara benzetiliyorlarmış. En çok tercih edilen figürler ise ejderha, Durgha ve Hindu tanrıları Shiva, Ganesha.  Günümüzde  tanınmış karakterler ve bazı ünlü artistlerin yüzleri de kullanılan figürler arasında imiş.

Ogoh Ogoh Festivalinin, Bali tarihindeki krallıklarda dönem dönem değişik versiyonları biçiminde kutlandığı olmuş. Esas olarak insanların yaşamını kötüleştiren negatif enerjinin ve kötü ruhların yok edilmesi geleneği olduğu biliniyor. Bir diğer söyleme göre, Raden Datonta ve Sri Dewi Badyga adlı korkunç kral ve kraliçeden esinlenen bir festivalmiş. Java Adasının bazı bölgelerinde de benzer etkinlikler yapılmasına rağmen asıl vatanı Bali adası olan geleneksel Ogoh Ogoh’lar, rastgele figürler olmayıp sanat değeri taşımalı, anlamlı bir senaryoya dayanmalı ve halkı eğlendirmeli imiş. Öğrendiğimize göre karakterlerin temsil ettiği senaryolar genellikle Hindu efsaneleri ve en çok da Ramayana ve Mahabaratha efsanelerine dayanmaktadır. Bali inanışına göre Bali insanları, kutsanmış bir halktır. Ada, rüyalar kadar güzel yaratılırken, burada yaşamaya layık görülen halk da tanrılar tarafından özel olarak seçilmiş.

Bali adasının Ogoh Ogoh gününde, tasarımlarında hayal gücünün sınırları zorlanan heykeller var.
Ogoh Ogoh tasaeımlarında hayal gücünün sınırları zorlanıyor

Balililer her yıl üç kez yeni yıla girişi kutluyorlar. Biri Çin Takvimi’ne göre yeni yıl, diğeri Batı Dünyasının yeni yılı ve en önemlisi de kendilerinin geleneksel olarak kullandıkları Saka Takvimi’ne göre yeni yılın başlangıç günü. Bali’nin yeni yılı Nyepi Day ile başlıyor.  Bu, her yıl mart ayında, ay takvimine göre değişen bir gün. Nyepi Günü ayın görünmediği yani karanlık olduğu dönemin sonunda yeni ayın göründüğü yılın ilk günü. Sessizlik Günü, Şeytan Çıkartma Günü veya Arınma Günü gibi isimlerle de anılmaktadır. Nyepi Günü’nden bir önceki gün ise, haftalardır hazırlanmakta olan Ogoh Ogoh’ların günüdür. Biz de bu ritüeli yaşama heyecanı içinde Denpasar’da dolaştık. Görebildiğimiz çok sayıda ve hayal gücümüzü zorlayan Ogoh Ogoh’ların fotoğraflarını çektik. Sokakların renk zenginliği inanılmazdı.

Yerel yönetimlerce belirlenen saatte ve yerde, geleneksel giysiler içindeki Balili delikanlıların, bambu platformlar üzerine yerleştirdikleri korkunç dev figürlerin toplanacağı bilgisini rehberimizden almıştık. Gün batımında kumsala gidip binlerce Balili ile birlikte gün batımını izledik. Tam olarak neler yaşanacağını bilmeden bizde yerel halkın coşkusunu hissediyor, olağanüstü bir şeyler yaşamanın hazzını duyuyorduk. Akşam yemeğimizi biraz telaş, biraz heyecan içinde yerel bir restoranda yedik. Tahmin ettiğiniz gibi ada ülkesinin tropik denizlerinden gelen leziz deniz ürünleri, renkli balıklar, karidesler, yengeçler, kalamarlar, midyeler ve daha pek çok deniz ürünü içinden ağız tadımıza ve bütçemize uygun seçim yapmakta zorlandık. Çünkü festival günü yaşamın her unsuru gibi restoran menülerinin fiyatları da özeldi. Akşam hava kararırken kortejin geçeceği söylenen yol kenarında bekleyenlerin sayısı giderek arttı. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek rengârenk bir kalabalık neşe içinde ve kıpır kıpır kaldırımları doldurdu. Biz de heyecanla bir kenarda kendimize yer açtık. Fotoğraf makinalarımız, cep telefonlarımız hazır beklemeye başladık. Sayısı hiç de az olmayan turistler de kendilerine, uygun açılı bir köşe bulup uzun namlulu! objektiflerini yerleştirme telaşında idiler. Bir saati aşkın bir süre bekledik ne gelen oldu ne de giden. Kalabalık kıpırdanıyor ama bizim gibi sabırsızlık belirtisi de göstermiyordu. Dayanamayıp birkaç görevliye sorduk. Verilen cevaplar ile yetinmeyip tekrar sorduk. Bu yoldan geçeceğini söylüyorlar ama zamana ilişkin elle tutulur bir bilgi yoktu ne yazık ki.

Her köşede bekliyorlar
Her köşede bekliyorlar.

Yürüyüşün nereden başladığını sorduk. Bize gösterilen caddede yürümeye başladık. Kalabalığı geçtik, bekleyenler azaldı, giderek rastladığımız insanlar seyrekleşti. Eyvah, kortejin geçeceği güzergâhtaki yerimizi de kaybettik derken ilerdeki yol ayrımında kalabalığı fark ettik. Adımlarımızı sıklaştırdık ve köşeyi döner dönmez kendimizi korkunç devler arasında bulduk.

Ogoh Ogoh’lar yerlere konmuş, taşıyan delikanlılar çevrelerinde halka olup oturmuşlar. Bu halleri ile pek de korkunç görünmüyorlardı doğrusu. Fırsat bulmuşken hemen fotoğraf çekmeye başladık. Delikanlılara eşlik eden geleneksel giysili genç kızlar da bize poz verdiler. Yürüyüşün ilerideki bir sıkışıklıktan dolayı durakladığını düşündük ve kalabalıkla birlikte konvoy boyunca ileriye doğru yürüdük. İlerideki kavşağa doğru yaklaştıkça kalabalık arttı. Biraz ileride taşınan Ogoh Ogoh’lar, onlara eşlik ederek müzik yapan gençler, dans ederek yürüyen genç kızlar gördük. Kalabalık arttıkça, heyecan, rengârenk gösteriler ve hareket de artıyordu. Sonunda etten duvar içinde kaldık ama kavşağa da vardık. İşte o zaman anladık ki bu gösteri öyle kolay kolay bitmez. Çünkü kavşağa bir platform kurulmuş. Karşısına da jüri üyelerinin oturduğu tribünler yerleştirilmiş. Platform üzerinde sıra ile yer alan gruplar, grup numaralarını göstererek, kendi hazırladıkları Ogoh Ogoh’un hikâyesini canlandırıyorlar. Biz kavşağa vardığımızda iki numaralı grup gösterisine başlamış, bir numaralı grup ise kendisini destekleyenlerle birlikte kavşaktan ayrılarak geçidin yapılacağı güzergâhta yürümeye başlamıştı. Mahallelerde, sokaklarda, iş yerlerinde hatta evlerin önlerinde sergilenen Ogoh Ogoh’ların yanında, grupların hazırladıkları Ogoh Ogoh ve gösteriler, jüri önünde yarışmakta ve aldıkları puana göre festivale katılan grupların derecelendirilmesinin yapılmakta olduğunu anladık. Birkaç grubu izledikten sonra kalabalığın yoğunluğuna dayanamayıp gösterinin yapıldığı kavşaktan ayrıldık. Yürüyüş yolu üzerinden, grupların yürüyüşlerini de izleyerek otelimize döndük. Gecenin geç saatlerine kadar süren yürüyüşün sesleri odamızda bize eşlik etti. Yürüyüş bittikten sonra sahilde toplanan Ogoh Ogoh’lar, topladıkları kötü ruhlar ve negatif enerjilerle birlikte yakılır ve denize atılırmış eski zamanlarda. Ama o zamanlarda Ogoh Ogoh yapımında sadece bambu, kâğıt, tahta gibi doğal malzemeler kullanılır ve bu yok etme işlemi doğayı fazla kirletmezmiş. Günümüzde kullanılan plastik, pleksi vb. gibi malzemeler yakılıp denize atıldığında, deniz ve hava kirliliğinde çok büyük artış yarattıklarından yakma işleminden vazgeçilmiş. Ayrıca pahalıya mal olan Ogoh Ogoh’ları yok etmek yerine saklayıp ertesi yıl kullanmak çok daha ekonomik bir yol olarak tercih edilmiş. Ogoh Ogoh’lar da zamana uymuş yani.

Ertesi gün yani 28 Mart 2017 büyük gün. Bu gün Nyepi Day yani Sessizlik Günü, bir diğer deyişle yeni yılın ilk günü. Balililer için arınma günü bu gün. Bu sabah saat 6’da başlayan oruçları, 24 saat sonra sona erecek. Bali felsefesine göre bu, doğa, insan ve tanrılar arasındaki ilişkinin kutsanması anlamına geliyor. Bir gün önce yıkanıyorlar, giysilerini yıkıyorlar ve insanın içinde bir spiral şeklinde sarmal olmuş bulunan iyi ve kötü enerjinin dengelenip bireyin arınmasına hazırlanıyorlarmış. Yani dış temizlik ve iç temizlik için hazırlık yapıyorlar. Çünkü onların inancına göre içimizdeki iyilik-kötülük dengesinde iyilik çoğu zaman zafer kazanamaz. İşte bu nedenle Nyepi onlar için içe dönüş, içe bakış ve içsel hazırlık anlamını da taşıyor.

Ogoh Ogoh grubu yol boyunca kendileri ile yürüyen halka müzik ve dans gösterileri yapıyor
Ogoh Ogoh grubu yol boyunca kendileri ile yürüyen halka müzik ve dans gösterileri yapıyor.

Geçmişi çok eski zamanlara dayanan bu etkinliğin organize bir festivale dönüşmesi 1980’lerde olmuş ve genellikle turistler bunun gelenekler çerçevesinde gençleri motive etmek ve yeni yılın kutlanmasını amaçlayan bir Hindu seremonisi olduğunu düşünseler de Balililer için, Bali insanlarının doğaya döndüğü gün Nyepi Günü. Nyepi Günü’ne uyandığımızda Bali ve Balililer gözümüzde başka bir anlam kazanmıştı sanki. Otelimizde genç görevliler, yüzlerindeki mahzun gülümseme ile hizmet ediyorlardı misafirlere. Bizler de onların oruçlu olmalarına duyduğumuz saygı ile biraz mahcup atıştırıyorduk güzelim yiyecekleri. Bugün dışarı çıkılmıyor. Ambulanslar, yangın söndürme araçları ve bazı polis araçları dışında hiçbir araç çalışmıyor. Sokaklar bomboş idi. Bugün ateş yakılmıyor, elektrik kullanılmıyor, gelecek için plan yapılmıyor. Huzur ve sessizlik günü bugün. Otelde kapalıyız. Beş yıldızlı bir hapishanedeyiz yani. Havuz, sauna, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri, günü güzel geçirebilmek için pek çok mekân ve imkân var. Çevremizdeki Bali insanları ise sessiz, yemiyorlar hatta su bile içmiyorlar. Az konuşup çok çalışıyorlar. Bir anlamda, bir ayağı huzur ve sessizlikte iken diğer ayağı ile başka bir dünyaya basmak olmalı onlar için bu. Gün, güneş ışığının yaşamımıza kattığı canlılık içinde hızla geçti sanki. Kitaplarımızdan epey sayfa okundu, bizi zorladığı için başka zamana bırakılmış epey bilmece, bulmaca çözüldü. Akşam karanlığı çökerken ışıkları olabildiğince kısa süre ve loş kullanmamız, odalarımızın kalın perdelerini sıkı sıkı kapalı tutmamız konusunda uyarıldık. Unutanlar için uyarılar nazikçe birkaç kez daha tekrarlandı. Bahçe kapkaranlık oldu, bina simsiyah bir gölge gibi kaldı karanlığın içinde. Akşam yemeğimizi bodrum kattaki iyi aydınlatılmış salonda Nyepi’nin varlığını hissetmeden yedik. Sonra loş koridorlardan geçip odalarımıza dağıldık. Her yer karanlık ve sessiz olmalı idi bu gece. Kötü enerjiler, kötü ruhlar, şeytanlar, adına ne derseniz deyin kötü olan her şey, buralardan uzaklarda olmalı idi. Geçmiş yılın şeytanları, yılın son saatlerinde ışığı kullanarak yolumuzu bulmamalı idiler. Seslerimizi duyup gelebilirlerdi, bu nedenle sessiz de olmalı idik. Yani, konuşmamalı idik. Konuşmak yerine kendi iç sesimizin sesine kulak versek çok daha iyi olurdu doğrusu. Balililer için oruç bir iç temizliği olmanın yanında, kötü olan her şeyin yiyecek kokusunu alıp bizi bulmasını, hatta yiyecekler ve hatta su ile içimize girmesini önlemek anlamını da taşıyormuş en sade söyleyişle. Bu açıdan bakınca iyiye güzele yönelme yöntemlerinden birinin en sade ve saf hali ile yüz yüze olduğumuzu düşündüm o gece.

Ama bir otelde ve Dünyanın dört bir köşesinden bu festivali izlemek amacı ile buraya gelmiş turistlerle birlikte kalınıp, yaşanıyorsa Nyepi Günü, arınma ruhunu yakalamanın zor olduğunu da anladım. Bence Nyepi Gününü ve felsefesini anlayabilmek için Balili insanlar ile birlikte yaşamak, onlarla birlikte hissetmek gerek bu zaman dilimini.

Yüzlerce belki binlerce yılda şekillenen kültürleri, inanışları ve onların bize dönük yüzü olan ritüelleri anlamak, kısa bir zaman diliminde, bir bakış atarak olmuyor ne yazık ki. Araştırmak, düşünmek ve yerinde o kültürün insanları ile paylaşmak gerekiyor. Eğer bir gün, Bali’de Ogoh Ogoh Festivalini ve Nyepi Sessizlik Gününü yaşarsanız, lütfen izlenimlerimi hatırlayın. Bali felsefesine göre arınmanın, içinize dönüşün, iç sesinizi dinlemenin güzelliğini yakalayacağınızdan eminim.