KARAYİP GÜZELİ VIEQUES

Karayip-hoşgeldiniz-levhası
Vieques Karayip harita

Bu yazı Türk Standartları Enstitüsü Yayını Standart Dergisinde Yayımlanmıştır.
TSE web sitesinde görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz:

tse.org.tr/2024-OCAK-SUBAT.pdf

Bugün sizleri Karayip adalarına götürmek üzere yola çıktım. Küçük boyutlarına
bakmadan pek çok özelliği kucaklayan bir adaya doğru. Kuzeydoğu Karayipler’de,
denizin sıcak sularına yaslanmış, sadece 32 km uzunluğa ve 7 km genişliğe sahip
Vieques adasına gidiyoruz birlikte. Ait olduğu Porto Riko adası, Vieques’in 13
km kadar batısında uzanıyor. Porto Riko, Vieques, Culebra, Mona, Desecheo, Caja
de Muertos en büyükleri olmak üzere daha birkaç minik adacık ile birlikte bir
adalar topluluğu olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne özel bir statü ile bağlı.

Karayipler’de büyüklü küçüklü pek çok ada varken gitmek için neden Vieques
derseniz, bu soruyu sormakta çok haklısınız. Hemen söylemeliyim ki, bizi bu adaya
çeken Bioluminescence-Biyolüminesans adı verilen doğa olayı idi. 2006 yılında
Guinness rekorları tarafından, Vieques adasındaki Mosquito Bay, dünyanın en
parlak biyolüminesans körfezi ilan edilmiş.

Ayrıca Porto Riko’daki başka dört körfezde biyolüminesans olayı ile ünlü körfezlermiş. Özellikle Mosquito Körfezi’nde yoğun olarak bulunan, karanlıkta mavi neon
ışıltısı saçan deniz canlılarının varlığı bizi heyecanlandırıyordu.

Vieques’in yolu Porto Riko’nun kumlarının bembeyazlığından ve plajlarının turkuaz
mavisinden geçiyordu. Bu güzelliklerin içinden neşe ve heyecanla geçtik. Satırlar,
sayfalar, romanlar yazılır her birine ama hedefimizde bir doğa mucizesi vardı. Porto Riko’nun Ceiba Ferry Terminaline geldik Vieques’e geçmek için. Biletimizi almıştık
önceden. Fazla konforlu olmayan bir gemi ile güle konuşa Vieques’deki Ferry terminaline vardık. Konaklamamız Esperanza’da Vieques Guesthouse’da. Pandemi sonrası mevcut birkaç otel henüz yeniden açılamamış. Vieques Guesthouse, harika deniz manzaralı, üç katlı bir evden dönüştürülmüş mavi boyalı bir bina. Amerikalı bir çift işletmeciliğini yapıyor. Her yer tertemiz, eşyalar modern, sade ve kullanışlı. Üçüncü kattaki odamızdan birkaç basamaklı bir merdivenle terasa çıkıyoruz. Manzara harikulade. Çevrenin yemyeşil bitki örtüsü arasında yer yer dev mango ağaçları seçiliyor. Vieques’de mango zamanıymış. Dev
mango ağaçları, bir tarafları pembeleşmiş dev mangolarla yüklü. Nasıl toplanır bu
meyveler bu dev ağaçlardan diye düşündüğümü hatırlıyorum. Çok geçmeden bu
lezzetli mangoların ağaçtan değil sadece yerden toplanabildiğini öğrenecektim.

karayip giris

Doğrusunu söylemek gerekirse Vieques’e giderken odak noktamız biyolüminesans
olayını görmekti. Ama adaya vardığımız andan itibaren bambaşka özelliklerin ve
güzelliklerin bizi etkilediğini söylemeliyim. Odamıza yerleştikten sonra çevreyi dolaşmak üzere dışarı çıkarak sahil boyunca yürümeye başladık. Yolda bir at ailesine rastladık. Baba, anne ve bir yavru. Yeşil alanların binalara göre daha fazla olduğu bir yer için pek de yadırganacak bir şey değil diye düşünürken bir de baktık daha kalabalık bir grup yolu kaplamış üzerimize doğru geliyor. Yolun kenarına çekilerek atlara yol verdik ama bu durum bize biraz tuhaf geldi. Bir saat geçmeden Vieques için bu durumun olağan günlük görüntülerden olduğunu anlayacaktık. Hatta tek tük geçen arabaların bazen dakikalarca
atların yoldan çekilmesini beklediklerine şahit olduk. Kimsenin acelesi yok burada.
Yerleşimin merkezi olduğunu düşündüren, tüm masaların denize doğru baktığı birkaç restoran-kafe-barın bulunduğu yerde birine girip, keyfimize göre bir masa seçerek deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu siparişimizi verdik. Sevmiştik burasını.

Tazecik deniz ürünleri ile hazırlanmış lezzetli bir yemek yedik. Sonrasında keyifli bir
yürüyüşle kaldığımız yere doğru giderken, uzak evlerin tek tek yanan ışıkları, akşamın hoş serinliği, havaya karışan egzotik çiçek kokuları zaman mekân algımızı karıştırmak için yarışıyordu sanki.

Biyolüminesans maceramız için bir sonraki akşamın hava koşulları uygun olacak mı merakımızı, hostel sahibi çift heyecanla cevapladı. Evet her şey yolunda idi. Yarın gece
hava sakin ve karanlık, deniz çalkantısız olacaktı. Ayın karanlık dönemde olması çok önemli idi. Aldığımız bilgiler içimizi rahatlattı. Odamıza girmeden önce terasa çıkıp bu
küçük yerleşim yerinin dağınık ışıklarını seyrettik.

Uyumadan önce küçük adamızla ilgili bilgi edinmek için biraz internette dolaştık, biraz da odadaki dergileri karıştırdık. Neler öğrendik neler. 2020 yılı sayılarına göre nüfusu
sadece 8 bin 249 kişiden oluşan adamızın idari merkezi, kuzeyindeki Isabel Segunda kasabası imiş.

karayip plaj

Vieques adı İspanyol varlığından önceki ada halklarından olan Tainoların dilinde ‘’küçük ada’’ anlamına gelen bir kelimeden kaynaklanıyormuş. Mercan resifleri ve palmiyelerle çevrelenmiş olan, Kızıl Plaj, Mavi Plaj, Karakas Plajı, Pata Priata, La Chiva, Plata Plajı ve adanın en batı ucundaki Punta Arenas ile Vieques, 2011 yılında ünlü ezi rehberi TripAdvisor tarafından dünyadaki en güzel 25 plaj arasında değerlendirilmiş. Tarihi ile ilgili farklı
görüşler olmakla birlikte çokça dile getirilen MÖ. 3000 yılları civarında Güney Amerika kıtasından adalara yayılan yerli kabilelerin ilk ada yerleşimcileri olduğu yönünde imiş. Adaya yerleşimin yüzyıllarca dalgalar halinde devam ettiği düşünülmekte olup Arawak dili konuşan ve günümüzdeki Venezuela topraklarından geldiği düşünülen halkın ise MÖ. 200 yıllarında adaya ulaştığı sanılmakta.

Çanak-çömlek, taş işçiliği, sepet örme, avcılık, balıkçılık gibi konularda ileri olan bu halkların kaynaşarak Taino kültürünü oluşturdukları düşünülmekte imiş. Taino kültürü, Karayip adalarının pek çoğunda olduğu gibi Vieques’de de MS. 1000’lerden 15. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiş ve İspanyolların gelişi ile de yok olma sürecine girmiş. Sonrası ise yeni dünyanın birçok köşesinde olduğu gibi, baş döndürücü bir hızla gelip giden değişik bayraklı sömürgeci güçler olmuş.

Vieques’in keşfinde yaygın görüş 1493 yılında Porto Riko’ya ulaşan Kristof Kolomb tarafından keşfedildiği yönünde olmasına rağmen bu kesinlik kazanmamış. Ancak bu tarihten çok kısa bir süre sonra İspanyollar tarafından işgal edilmiş.

16. yüzyılın başlarında işgalcilere karşı Taino isyanına sahne olmuş, isyan bastırılmış ve
yerli Taino nüfusunun büyük ölçüde İspanyollar tarafından yok edilmesi ile sonuçlanmış.
Bu küçük ada İspanyolların çok odaklanmaması sonucu sonraki üç yüzyıl boyunca kanun
kaçaklarının ve korsanların uğrak yeri olmuş.

17. ve 18. yüzyıllarda zaman zaman Yeni Dünya pastasından pay alma mücadelesindeki
Fransız, İngiliz ve Danimarka saldırıları ve İspanyollarla savaşları ile geçmiş. Tarihin çalkantılı akışı içinde Vieques, 1854 yılına gelindiğinde idari olarak Porto Riko’ya bağlanmış. Vieques’in kaderi bundan böyle Porto Riko ile birlikte anılacaktır.

Adada İspanyol yerleşimciler tarafından başlatılan şeker kamışı tarımında çalıştırılmak üzere, 19. yüzyılın ikinci yarısında, yakın ve uzak pek çok Karayip adasından binlerce Afrikalı köle getirilmiş. Tarih 1898 yılına vardığında, kısa süren Amerika-İspanya Savaşı
ve imzalanan Paris Antlaşması, yeni dünyada patronun değiştiğinin ilanı sayılıyor ve Porto
Riko ile Vieques artık Amerika Birleşik Devletleri’nin bir bölgesi oluyor.

1920-1930 arası ekonomik kriz ve şeker endüstrisindeki düşüş, bu sektöre bağlı nüfusun büyük bölümünün adadan ayrılması sonucunu doğurmuş. Ada tarihinin en önemli kararlarından biri ise İkinci Dünya Savaşı sürerken, 1941 yılında Amerika Birleşik Devletleri
donanmasının Vieques adasının neredeyse 4/5’ini satın alması olmuş. Bu, tapusuz toprak sahibi yerli halkın yerlerinden ayrılması sonucunu getirdiğinden elbette hoşnutsuzluk yaratmış. Donanma yaklaşık 60 yıl boyunca ada topraklarının önemli bir bölümünü askeri tatbikatlar, bombalama deneyleri ve askeri mühimmat test alanı alarak kullanmış. Bu uygulamalar 1972’den bu yana yüksek kirletici madde içeren seyreltilmiş uranyumu da kapsamaktaymış. İnsan sağlığı yanında adanın bitki ve hayvan popülasyonu da bu uygulamadan etkilenmiş ve sonuçları gözlemlenmiş.

karayip biyoluminesans

Vieques adası halkı için 20. yüzyılın ikinci yarısı, zaman zaman üzücü olaylara sahne
olan entelektüel dünya insanlarının da içinde bulunduğu büyük-küçük pek çok protesto
eylemi ile geçmiş. Ta ki Mayıs 2003’te Amerika Birleşik Devletleri donanması çekilinceye
kadar. Donanmaya ait toprakların büyük bir bölümü ‘’Ulusal Yaban Hayatı Koruma Alanı’’ olarak belirlenmiş. Bu alanın bir bölümü kirlenme nedeniyle hala halka açık olmayıp adanın doğu ucu ise aktif kirlilikten dolayı yasak bölge ilan edilmiş.

Şirin Vieques’in, palmiyeli harika plajlarının, peşine düştüğümüz etkileyici biyolüminesans
olayının, hoşumuza giden huzurlu sessizliğinin etkisi bir an iç sıkıntısına dönüştü başına gelenleri öğrendiğimizde. Belki de zaman zaman haberlerde, dünyanın bize uzak bu köşesinde olanlar kulağımıza çalınmıştır ve biz ne kadar önemli olduğunun farkına varamamışız.

Sabah harika bir havaya, maviliğe ve yeşilliğe uyandık. Çalkantılı geçmişten, güzel
günümüze geçivermiştik. Kahvaltıdan sonra biyolüminesans turu için, reklam panolarını
gördüğümüz sahile gitmek üzere yola çıktık. Yola çıktık derken gerçekten de tek bir yol var
zaten ve her yere o yol gidiyor. Biraz sonra atlara rastladık tabii. Bu kez onlar da kahvaltılarını yapıyorlardı yolun kenarında. Hemen her evin önünde bulunan su kovası ve
kasanın işlevini o an kavradım. Kasa mango doluydu. Su ve mangolar atların beslenmesi
içindi. Çok şanslılar diye gülüştük eşimle. Sonra o güzelim pembe mangolardan biz turistlere satmazlar mı acaba dedik? Benim ‘’öyle olsa tezgâha koyarlardı’’ dememe kalmadan evin sahibi kapıda belirip ‘’günaydın’’ dedi. Eşim de gönlümüzden geçeni söyleyiverdi. Orta yaşlarında hoş bir hanımdı ve kocaman gülümsedi. ‘’Buralarda mango satılmaz’’ dedi ve hemen ekledi. ‘’Bu sabah yeni düşenlerden hemen getiriyorum’’ Birkaç dakika sonra mango dolu bir torba ile geri geldi. Sevinerek teşekkür ettik. Ev sahibi ‘’daha fazla isterseniz yine gelin‘’ diyerek bizi uğurladı. Elimizde mango dolu torba, sahile vardık. Tur şirketlerinin birkaç çalışanı gelmiş müşteri bekliyordu. Onlarla konuştuk, akşam saat 19’da burada buluşmak üzere anlaştık.

Şimdi önümüzde güzel bir gün vardı. Bu egzotik adadaki sınırlı zamanımızı değerlendirmek için konakladığımız Vieques Guesthouse’dan başlayarak yolun diğer tarafına yürümeye karar verdik. Güneşin yaydığı sıcaklığı hafifleten ağaç gölgelerinde durup serinledik zaman zaman. Yol boyunca birbirinden uzak olarak sıralanmış, mimari bütünlüğü olmayan, kimi 2-3 katlı, kimisi kulübe biçiminde evlere rastladık. Yeşillikler arasına gömülmüş gibi duruyorlardı. Rastladığımız atların sayısı gördüğümüz insan sayısından kat kat fazla idi. Doğanın içinde, farklı ağaçlar, değişik çiçekler gözümüzü okşarken bu yürüyüş bize çok iyi geldi. Kaldığımız yere dönerken akşam gideceğimiz turun merak ve heyecanı sarmıştı bizi.

Turun buluşma saatinden önce, buluşma yerimizin yakınındaki restoranda yine taze deniz
ürünlerinden oluşan yemeğimizi yedik ve tam saatinde buluşma yerinde hazırdık. Grubumuz 15 kişi kadar vardı. Rehberimiz kendisini tanıttı ve iki yardımcı çalışanla birlikte bizi bir otobüse bindirdi. Mosquito Bay’e giderken yolda ada, gittiğimiz koy ve biyolüminesans ile ilgili bilgiler verdi.

Porto Riko’da beş ayrı körfezde görülebilen biyolüminesans olayının en belirgin olarak izlendiği yerin Musquito Bay olduğunu, çünkü körfezin çevresinde bulunan kırmızı mangrov
ormanlarının da katkısıyla ideal bir doğal çevre oluştuğunu anlattı. Sular hareket ettiğinde
neon mavisi ışıltıları yaratan Mosquito Bay’in sıcak sularında yaşayan ve Dinoflagellat
Pyrodinium Bahamense adlı bir mikroorganizma imiş. Mikroorganizmanın bu ışıltılı izleri
üretebilmesi için ortam özelliklerinin uygun bir kombinasyonunun gerçekleşmesi gerekli
imiş. Örnek olarak Mosquito Bay’deki gibi, modern yerleşimim etkilerinden uzak, yeterince sıcak ve yeterince derin sular, suların çevresinde uygun bitki toplulukları gibi. Ama bunların dışında da Mosquito Bay’in dar bir kanalla okyanusa bağlanmasının dinoflagellat’ların körfezin içinde kalmaların sağladığı ve üremelerine yardım ettiği düşünülüyormuş.

İspanyollar, Vieques’de Mosquito Bay’e vardıklarında, biyolüminesans ışıltıları ile
karşılaşmışlar ve bu onları çok korkutmuş. Bu sularda şeytanın dolaştığını düşünmüşler
ve koya girmesini engellemek için Mosquito Bay’i okyanusa bağlayan kanala çok büyük
kayalar atarak kanalı daraltmışlar. Körfezin içinde yoğunluğu artan dinoflagellat’lar ise
Mosquito Bay’in günümüzdeki şöhretini yaratmışlar.

Rehberimiz bizi bilgilendirirken otobüsün iç ışıklarını kapattı ve o zaman otobüsün içinin
fosforlu boya ile bir akvaryum gibi boyandığını ve etrafımızın fosforlu deniz canlıları ile
çevrili olduğunu gördük. Bu beklemediğimiz bir görüntü idi ve gerçekten etkili bir ortam
yaratılmıştı. İşte turizmin yaratıcılığı diye düşündüm. Akıllıca birkaç dokunuş her şeyi daha
heyecan verici hale getirebiliyor. Mosquito Bay’e vardığımızda otobüsten indik. Birkaç
otobüs daha gelmişti. Kumsalda kayakların bulunduğu yere kadar hep birlikte yürüdük.
Çok uzaklarda yerleşim ışıkları görünüyordu ve göl tamamen karanlıktı. Diğer gruplarla birlikte sayısı artan rehberler ve yardımcıların ışıkları eşliğinde ikişer kişilik gruplara ayrıldık ve şeffaf kayaklara sırayla bindik.
Çok heyecanlı ve biraz da şaşkındım.

karayip atlar ve tay

Dünyanın çok uzak bir köşesinde, gece vakti ve başka diller konuşan insanlar arasında,
kapkaranlık derin denizlere, tanımadığım bir adamın ardına takılmış olarak şeffaf bir
kayakla çıkıyordum. Ya rüyadayım ya da delirmiş olmalıyım. O an bana bu, yaşını başını almış, aklı başında birinin yapacağı bir iş gibi görünmedi doğrusunu isterseniz. Ama biyolüminesans görecektik, onu görmek için buradaydık.

Eşimle birlikte devirmemeye çalışarak kayaka bindik. Her grup rehberinin arkasında tek
sıra halinde koyun uzak bir köşesine doğru kürek çekmeye başladık. Kıyıdan ayrıldıktan
az sonra karanlık sularda şenlik başladı. Kürekler suya battığında çevresini parlak mavi
ışıltılar sarıyor ve onunla birlikte hareket ediyorlardı. Sonra karanlık suların üstünde sessizce kayan şeffaf kayağın tabanına ilişti gözlerim. Kayak ilerledikçe gökyüzündeki samanyolu altımızda geriye doğru akıyor akıyordu. Başımı yukarıya kaldırdığımda karanlık gökyüzünde yıldızlar, ender görülen bir parlaklıkta ışıldıyorlardı.

Samanyolu neredeydi? Yukarı da mı yoksa, altımızda mıydı?
Mosquito Bay’in uzak bir köşesinde rehberimiz bizi etrafına topladı. Kayakların içinde
oturup seyrettik. Mekan algımı karmakarışık eden bu güzellik karşısında sessiz, şaşkın öylece durup izledim. Fotoğraf çekmeye çalıştım ama özel bazı ayarlar gerektiriyordu ve ben hazırlıksızdım. Birkaç denemeden sonra vazgeçtim. Sadece bu muhteşem doğa olayının güzelliğini ve bende uyandırdığı duyguları izlemeye karar verdim. Biraz kendimize gelince rehberimize uyarak ellerimizi suya soktuk ve hareket ettirdiğimizde neon ışıltılı
uzaylı ellerimiz oldu. Böyle sularla oynaşmaya doyamadık. Bir süre sonra dönüş başladı. Yine aynı güzelliklerin içinden geçerek ve güzellikler bizim içimizden geçerek sahile vardık. Yine suya düşmemeye çalışarak kayaklardan inerken rüya bitti. Otobüse binerken hala biraz uykuda gibiydik.

Dönüş yolunda rehberimiz biyolüminesans konusunda bilgi vermeye devam etti. Organizmalar hareket ettiğinde çevreye yayılan ışık, organizmada oluşan bir kimyasal
reaksiyonun sonucu imiş. İşlevi henüz tam bilinmiyormuş ama avı çekmek, avcıdan kaçmak, aynı tür içinde iletişim amaçlı olabildiği düşünülüyormuş. Dünyada bilinen on kadar biyolüminesans canlı varmış. Bunlardan bilinen ir tanesi karada yaşayan bir mantar türü imiş. Diğerleri denizde yaşayan mikroorganizmalar, bazı deniz anası türleri, bazı tür mürekkep balıkları vb. imiş.

Rehberimizin verdiği bir diğer bilgi de Karayiplerdeki tropik tayfunlara ilişkin idi. Vieques de tayfun yolu üzerinde olduğundan yaklaşık beş yılda bir şiddetli bir kasırga yaşanabiliyormuş. Bunların çok etkili olan en sonuncusu, 20 Eylül 2017’de Maria Kasırgası olmuş. Adada çok büyük bir yıkıma neden olmuş. Evler, oteller, ekili alanlar, orman alanları hemen her yer çok fazla etkilenmiş.

Sevindirici olan ise biyolüminesans olayının yaşandığı ve gözlemlendiği ünlü Mosquito Bay’de yıkım ve kayıp olmaması. Dinoflagellatlar’ın keyfi bozulmamış, meraklı turistler gelmeye devam etmiş ve geçimini bundan sağlayan bazı ada sakinleri için hayat benzer biçimde devam etmiş.

Yarın aynı yoldan geri dönüyoruz. Önce Porto Riko sonra Miami ve güzel ülkemize, evimize dönüş.

Farklı bir dünya parçasında buluşmak üzere hoşçakalın sevgili dostlar.