TENERİFE’NİN ÖFKELİ GÜZELİ: EL TEİDE II

Tenerife-manzara
teide harita

Bu yazı Türk Standartları Enstitüsü Yayını Standart Dergisinde Yayımlanmıştır.
TSE web sitesinde görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz:

TSE.org.tr/Dergi-TEMMUZ-AGUSTOS-2023.pdf

Sahip olduğu iki UNESCO Dünya Mirası ile her zaman ilgimi çeken güzel Atlantik adası Tenerife’yi görmek 2023 yılında kısmetmiş.

Bugün çok yolumuz var gidecek ve çok yerimiz var görülecek. Her ne kadar Tenerife’nin her köşesi ayrı güzel ve bizim zamanımız bir o kadar sınırlı da olsa, gördüklerimizden ve öğrendiklerimizden mutlu yola devam ediyoruz. Şimdi bizi heyecanlandıran bir yere, Pirámides de Güímar Parque Etnográfica’ya gidiyoruz. Bu park, bir piramit buluntusu ve müze kompleksini kapsıyor.

Alanda geometrik bir taban kalıntısı var. Özenli bir restorasyon ile piramidin bir bölümü ayağa kaldırılmış. Yapım aşamasında iken tamamlanmadan bırakılmış olduğu da düşünülen piramidin batı bölümünde sıra sıra duvar kalıntıları bulunmakta imiş. 1997 yılında yapılan bir araştırma sonucu bu piramit bilim çevrelerinde yeniden gündeme gelmiş. Hatta dünyada piramitlerin izlerini süren Norveçli ünlü denizci ve bilim adamı Thor Heyerdal da bu piramidi ziyaret etmiş.

Tenerife tepe

Müze kompleksi çok geniş bir perspektif ile hazırlanmış. Örnek olarak bir bölüm, dünyada keşfedilmiş hemen bütün piramitlerin fotoğraflarına ayrılmış. Ayrıca Tenerife adasının özelliklerinin tanıtılması için reyonlar, panolar titizlikle hazırlanmış.

Yeni dünyanın kâşifi Cristobal Colon’un 1492 yılında yola çıkmadan önce Tenerife’ye uğraması, burada onarım, kumanya temini ve yaptığı rota hazırlıkları özgün panolarla açıklanıyor. Bir başka bölümde dünyaca ünlü Canarian Banana denilen bu adalara özgü muz tanıtılıyor.

Canaria adalarında (biz sadece üç adayı gezme fırsatı bulabildik) yollar boyunca bazıları kapalı seralar biçiminde bazılarının üstü açık olan pek çok muz bahçesi görmüştük. Müzede verilen bilgilere göre muz ilk kez adaya ulaşan Portekizliler tarafından Gine’den getirilmiş. Ancak bu muz türü pişirilerek yenilen bir tür imiş.
Daha sonra 1516 yılında Canaria adalarından Amerika kıtasına götürülmüş. Dünyaca ünlü Canarian Banana ise 19. yüzyılın ikinci yarısında o dönemde Çin Hindi adı ile anılan Güneydoğu Asya’dan getirilmiş. Önceleri Çin Muzu olarak anılan bu muz türü volkanik ada topraklarında ve güzel Canaria ikliminde haklı ününü kazandıran tat ve aromasına kavuşmuş.

Tenerife muze

Günümüzde Canaria adalarının en önemli ihraç maddesi olan ve bilim dünyasındaki adı Musa Acuminata Cala olan bu muz, altın renkli, hoş kokulu, yumuşak, lezzetli, kolaylıkla sindirilebilen bir muz olarak ün kazanmış. Yıllık üretimi 150 bin ton civarında imiş. Bu verimli topraklarda diğer önemli ürünler domates, patates, asma, süs bitkileri, çiçekler ve mango, avokado, papaya, ananas gibi meyveler, küçük ölçekli işletmelerde üretilen kestane, yenidünya, kahve imiş. Kurak bölgelerde badem, incir, şaraplık üzüm önemli ürünler olup bunların yanında küçük ve büyükbaş hayvancılık, arıcılık, hurma ve şeker kamışı üretimi ile
İspanya ekonomisinin önemli bir bölümünü temsil etmekte imiş.

Tenerife a 4

Çok ilgimi çeken bir konu ise ejderha kanı ağaçlarına ilişkin idi. Ejderha kanı ağaçlarına Yemen’e bağlı Sokotra adasında endemik ağaçlar olarak rastlamıştık. Kendine özgü ve çok ilgi çekici görünüşü yanında kırmızı özsuyu ile de şaşkınlık uyandıran ilginç bir ağaç türü idi. Büyümesi uzun yıllar alan ejder kanı ağacı, Sokotra adasında da aynı isimle anılıyordu. Sokotra yerlileri ağacın gövdesini çizerek elde ettikleri bu kan rengi özsuyunu bazı ilaçların yapımında kullanıyorlarmış. Bu ilginç ağacın burada da yaşadığını ancak günümüzde çok yaşlı bir örneği dışında yok olduğunu öğrendik.

Sokotra’da öğrendiğimize göre Portekiz denizcileri ilk denizlere açıldıkları 15. yüzyılda Sokotra adasına da ulaşmışlar. Adalıları mağlup ederek limana bir kale inşa etmişler. Yüz kişi civarında denizciyi bırakarak yollarına devam etmişler. Ancak kısa süre sonra yerli halk kaleye hücum ederek Portekizli denizcileri yenip tekrar yönetimi ele geçirmiş.

Tenerife galeri 1 2

Büyük olasılıkla Tenerife adasına ilk muzu getirenler oldukları gibi, ejder ağacını getirenler de adaya ilk ulaşan denizciler olan Portekizlilerdi. Tenerife’nin tek ejder kanı ağacını görmeyi çok isterdim ama ünlü El Teide volkanı bizi bekliyordu.

Tenerife adasındaki UNESCO Dünya Mirası ünlü El Teide volkanı 3718 metreye ulaşan yüksekliği ile sadece Canaria adalarının değil aynı zamanda İspanya’nın en yüksek dağı. Volkanlardan oluşan kalderası yaklaşık 170 bin yıl önce oluşmuş. Düzgün asfalt bir yol ile El Teide tabelası bizi karşıladı yolun başında. Biraz ilerlediğimizde yol kenarında El Teide Park Nasyonales tabelası, UNESCO ve Dünya Mirası amblemleri ile karşılaştık.

Hemen arabamızdan inip pano ile birlikte fotoğraflarımızı çektik ve yolumuza devam ettik. Etraftaki maki benzeri bodur bitkiler ve yer yer ağaçlık alanlarla başlayan yolculuğumuz, rakım arttıkça yerini yer yer simsiyah kumlar ve kayalara bırakmaya başladı. Yol boyunca düzenli bir biçimde yükseldikçe çıplak alanlar arasında küçük parçalar halinde çam ağacı
topluluklarına rastlıyoruz. Henüz volkanı göremediğimiz için her dönemeci döndüğümüzde değişen manzaraya ilgiyle bakıyoruz. Bu arada keyifli bir meyille durmaksızın yükseliyoruz.
Arada yoğun bir sis bulutu her yanımızı kaplıyor, bulut yığınları arasında kalıyoruz. Görüş uzaklığının çok düştüğü yerlerde biz de hızımızı çok düşürüyoruz. Manzara görülmeye değer. Toprak seviyesine kadar inmiş bembeyaz bulut kümeleri ile simsiyah volkan
lav kalıntıları benzerini görmediğim hoş bir zıtlık oluşturuyordu. Ama çok kısa bir süre sonra bulut kayboluyor ve bambaşka bir görüntü karşımızda beliriyordu.

Tenerife a 3

Yükseldikçe yolun iki yanında uyarı tabelaları görüyorduk. Bu tabelalarda “El Teide yüksek bir dağ parkıdır. Tehlikeli olabilir. Yürüyüş yollarını terk etmeyin. Sağlık ve kalp problemi olanların çıkmaması gerekir. Mutlaka yanınızda su bulundurun” uyarıları yer alıyor.

Ayrıca kışın dağın karlı zamanları ile ilgili de pek çok uyarı tabelasına rastladık. Bu ve buna benzer uyarılar yol kenarı levhaları ile sık sık tekrarlanıyordu. El Teide volkanını yol boyunca uzun süre göremedik. Ama en sonunda çevremizde sürekli toplanıp dağılan bulut kümeleri tamamen dağıldı ve volkan konisi tüm haşmetiyle ortaya çıktı. Şimdi neredeyse düz bir platoda yol alıyorduk.

Platoda volkana doğru giderken sık sık yol kenarı park yerlerine rastladık. Öyle heyecanlı idik ki hemen her park yerinde durup fotoğraflar çekiyorduk. Yaklaştıkça büyüyen volkan konisini izleyerek açık arazinin ortasındaki yoldan giderken, sağda solda beliren büyüklüğü iki metreye yaklaşan koni şeklindeki bitkiler dikkatimi çekti. Yaklaşınca bu kırmızı konilerin yüzlerce minik kırmızı çiçekten oluştuğunu gördük. Daha yakından bakmak için bir park yerinde durup fotoğraf çektik. Daha sonra araştırdığımda Red Tajinastes adı verilen bu çiçeğin birçok ismi olmakla birlikte, özellikle El Teide ile birlikte tanındığı ve Teide Bugloss diye anılan çok eski bir bitki olduğunu öğrendim. Üç metreye kadar ulaşabiliyormuş.

Tenerife a 5

Yükseldikçe yolun iki yanında uyarı tabelaları görüyorduk. Bu tabelalarda “El Teide yüksek bir dağ parkıdır. Tehlikeli olabilir. Yürüyüş yollarını terk etmeyin. Sağlık ve kalp problemi olanların çıkmaması gerekir. Mutlaka yanınızda su bulundurun” uyarıları yer alıyor. Ayrıca kışın dağın karlı zamanları ile ilgili de pek çok uyarı tabelasına rastladık.

Koni biçimindeki yapısı yanında, koninin alt kısmında bulunan gümüş renkli tüylerle kaplı yaprakları ile de çok güzel bir görünüşü var. Ayrıca El Teide volkanı civarında, bazıları endemik olmak üzere 400 kadar böcek türü yaşamakta imiş.

Volkana ulaşma isteğimiz bizi heyecanlandırıyor ve koninin taban seviyesine vardığımızda yol dikleşerek bizi teleferiğin alt istasyonunun önüne kadar götürüyor. El Teide bugün çok kalabalık. Turist grupları, tek gelenler, aileler teleferik kuyruğu bekliyor. Biz de biletimizi aldık ve 15 dakika sonraki kabine binmek üzere beklemeye başladık.

Sıramız geldiğinde bindik ve cam kabinin manzaraya nazır köşesine kurulduk. Teleferiğin tepedeki istasyonu 3595 metreye kurulmuş. Tepeye ulaştığımızda kabinden indik ve çok güzel bir manzara ile karşılaştık. Biraz önce kat ettiğimiz yol pırıl pırıl bir kurdele gibi yüksek rakımlı platoda uzanıyor ve El Teide konisinin alt ucuna ekleniyordu.

Tenerife a 2

Uzaklarda volkanı bir halka gibi çevreleyen yüksek volkanik dağlar tüm haşmetiyle sıralanmıştı. Kısa bir süre sonra bu dağlar ansızın bembeyaz bulut kümeleriyle kaplanıp gözlerimizden gizlendi.

Şimdi ihtişamlı El Teide, uzun zarif boynuna beyaz eşarbını sarmış, sabah yürüyüşünde bir genç kız gibi görünüyordu. Geliş yolumuzdaki kış mevsimi uyarı levhaları aklıma geldi ve metrelerce yükseklikte kar ile kaplı El Teide gözlerimin önünde canlandı bir anda. Şu anda güçlü, dev bir savaşçı gibi görünürken, kış gelince birden karlar kraliçesine dönüşüveriyordur El Teide eminim.

Bulunduğumuz noktadan volkan kraterine ulaşabilmek için 123 metre tırmanmak gerekiyor.
Tırmanan gençleri seyrediyoruz eşimle. Birbirimize bakıp gülümsüyoruz. Çok değil birkaç yıl önce olsaydı düşünmezdik bile. Ama şimdi bu yükseklikler beni biraz sarsıyor. Hatta yükseklikten daha fazla etkilenmemek için bir an önce inişe başlamalıyız.

Teleferiğin camlı kabinine tekrar bindik heyecanlı kalabalıkla birlikte. Manzaraları görüntülemek isteyenler sıkışık kabinde birbirlerine yer açıyor. Biz de aynı telaşın içindeyiz. Çünkü El Teide’nin iki krateri var. İlk volkanik aktivitesi çıktığımız ikinci kraterin birkaç yüz metre altında olmuş. Daha sonra, daha yüksek olan ikinci krater püskürmesi gerçekleşmiş. İkinci aktivitede fışkıran lavlar akarak ilk oluşan krateri doldurmuş. Şimdi ilk krater simsiyah bir sönmüş lav gölünü andırıyor. Hızlı çıkışta olduğu gibi teleferik hızla aşağıya doğru kayarken de başımın ve midemin içinde ne varsa dışarıya çıkacak gibi hissediyorum.

Tenerife Giris

Neyse ki kısa sürede ayaklarımız ilk istasyonun zeminine bastı. Arabamıza doğru yürürken El Teide’yi de yanımda, anılarımda götürüyorum diye düşündüm. Kendimizi gördüklerimizle doygun hissettiğimiz dönüş yolu daha kısa geldi bize. Şimdi, bizi Madrid’e ulaştıracak Iberia
uçağına yetişmek üzere Tenerife Güney Havaalanı’na doğru hareket ediyoruz.

Canaria adalar grubunda görüp öğrendiğimiz pek çok ilginç yer, yiyecek ve kültür özellikleri var sizlerle paylaşmak istediğim.

Bir başka yazımda ve yepyeni güzelliklerde yeniden buluşmak dileğiyle.