GUANAJUATO

Guanajuato ana meydandan akşam görüntüsü
GUANAJUATO-harita

Guanajuato nedir? Belki duydunuz, belki kulağınıza tanıdık geliyor da hatırlayamıyorsunuz. Belki de hiç duymadınız. Biraz düşünün isterseniz, bu kelime ne olabilir, neye benziyor diye. Hatırlayamadınız mı? Bekleyebilirim ama sizi fazla yormak da istemem doğrusu. Guanajuato (İspanyol dilinde huanohuato olarak okunuyor) ince, uzun boylu, dar kalçalı, simsiyah saçlı bir melezdir. Çok görmüş geçirmişlik esmer yüzünün çizgilerine sinmiştir ama yine de bir bakışta yaşını bilebilmek zordur. Çok gösterişli günler de yaşamıştır gümüş yaldızlı simler içinde, çok acılı zamanlar da geçmiştir dar, gizemli sokaklarından. Evet doğru tahmin ettiniz bir şehirdir Guanajuato. Meksika’da, İspanyolların Amerika Kıtası işgalinin başlamasından yaklaşık yüz yıl kadar sonra kurulan bir koloni şehridir. Yüksek yaylaların hüküm sürdüğü orta batısındadır büyüleyici Meksika’nın.

Nasıl ki insan oğlunun kimliği, kişiliği ve bununla genelde örtüşen bir yaşam öyküsü varsa, şehirlerin de kimliği, kişiliği ve yaşam öyküleri olduğunu söylerler. Her şehrin bir yaşam öyküsü vardır. Guanajuato bu söylemi güçlendiren şehirlerden biri. Ama bir farkla, dinleyeni şaşırtan birden çok yaşam öyküsü ile çıkıyor karşımıza tarihin içinden.

Amerika Kıtasını keşfeden İspanyolca söylenişi ile Christobal Colon`un heykeli
Amerika Kıtasını keşfeden İspanyolca söylenişi ile Christobal Colon`un heykeli

Bunlardan biri belki de birincisi Guanajuato’nun gümüş öyküsüdür. Bu gün gördüğümüz Guanajuato’nun, görkemli günleri, 1700’lerin başlarında İspanyol işgalcilerin gümüş madenini işletmeye açmaları ile başlamış. 1600’lerin ortalarında Bajio Bölgesinde açılan gümüş madeninden sonra ikinci olarak Guanajuato’nun La Valenciana köyünde açılan gümüş madeni zenginliği ile gözleri kamaştırmış.

Japonya’da Iwami Ginzan, Bolivya’da Potosi gümüş madenleri ile birlikte Guanajuato gümüş madeni şu anda dünyada bilinen en zengin gümüş madenleri. Iwami Ginzan, Potosi ve Guanajuato’daki gümüş madenleri bir dönem Dünya ticaretine damgasını vurmuş ve günümüzde üçü de UNESCO Dünya Mirası Listesinde ve koruma altındadır. Her ne kadar hoyrat ellerde acımasızca işletilmiş, binlerce ve binlerce cana mal olmuş olsalar da ve artık insanlara verecek bir şeyleri kalmasa da tarihe tanıklık etmeye devam ediyorlar.

Gümüş, önce zorla çalıştırılan yerlilerin, onların sayıları azaldığında Afrikalı kölelerin ışıl ışıl terli derileri gibi parlamış ve parlatmış bu şehri. İspanyollar zenginleşmiş. Yıllar yılları, canlar canları kovalamış iki yüzyıl kadar. Guanajuato büyümüş serpilmiş, İspanyaya özlem duyan yüksek avlulu güzel binalar çoğalmış. Büyük ahşap panjurlarla dış dünyadan soyutlanmış avlulara, haşmetli ahşap kapılardan girilmiş. Melez hizmetkarlar yiyecek taşımış, köleler at arabalarını yanaştırmış oymalı kapılarına efendilerinin. Günümüzde ise büyük güzel koloni evlerinin sefasını turizm sektörü sürüyor. Evlerin çoğu içlerinde ve avlularında yapılan değişikliklerle butik otellere dönüştürülmüş. Dekorasyon ve aksesuarlar koloni devrinin ihtişamını taşıyor günümüze.

Gümüşün getirdiği zenginliğin dine yansıması San Cayetano kilisesi
Gümüşün getirdiği zenginliğin dine yansıması San Cayetano kilisesi

Gümüşün getirdiği zenginlikten, pembe yerel taşlarla inşa edilen Katolik kiliseleri de nasibini almış. Ahşap oymalı harikulade altarlar altın varaklarla süslenmiş. Paha biçilmez gümüş dini aksesuarlar tanrı evlerini süslemiş. Katolik inancının en güzel tabloları ve duvar resimlerini yapmak için açılan resim okullarında, yetiştirilen melez Mestizo gençlerce, yıllar boyu emek verilmiş. Bunların en güzel ve önemlilerinden biri la Valenciana’da gümüş madeninin girişine çok yakın bir meydanda yapılmış olan San Cayetano Kilisesi. Madenin sahibi Antonio de Obregon y Alcocer tarafından yaptırılmış ve koloni devrinin tüm ihtişamı ile günümüze ulaşmış. Cantera Rosa adı verilen pembe yerel taşlarla inşa edilmiş, inşaatı 1765’de başlayıp 1788’de tamamlanmış. Altın kaplama muhteşem ahşap oyma altar ve harika duvar resimlerinin yapımı, dönemler halinde 19. YY.’a kadar sürmüş.

Rahip Miguel Hidalgo tarafından çalınan bağımsızlık çanı
Rahip Miguel Hidalgo tarafından çalınan bağımsızlık çanı

Guanajuato’ya etkileyici bir zenginlik getiren gümüş madeni, Meksika’nın bağımsızlık sancıları devrinde kapatılmış. 1968’de tekrar açılarak gümüş, altın, nikel ve kalay üretimi yapılmış. Günümüzde ise yüzyıllarca gümüş çıkarılan bu madenin artık işlemez durumdaki tünelleri, Guanajuato’nun en popüler turistik aktivitelerinden biri olarak Guanajuato halkına para kazandırmaya devam etmekte. Gümüş madeninden emekli olmuş yaşını başını almış madenciler, kendi yaşamışlıklarını da ekleyerek birinci elden madenin rehberliğini yapmaktalar.

Madende Virjin Mary heykeli ile karşılaşmak, dar geçitlerden madenin derinlerine inmek, ziyaretçileri heyecanlandırıyor. Maden, ihtişamlı günlerindeki hareketliliği ile gözlerinizin önünde canlanıyor. Yeraltının, uçurum derinliğindeki boşluklarında tırmanan, kazan, gümüş cevheri taşıyan, sıska ve yorgun kölelerin sesleri duyuluyor sanki. Özellikle küçük ziyaretçilerin gözlerinde bu canlanış, madenin gerçek zamanlarına bir yolculuğa dönüşüyor adeta. Madenin dar dehlizlerindeki gümüş, köle, ölüm üçgeninden çıktığımızda gözlerimizi kamaştıran gün ışığı bile yeterli olmuyor Guanajuato’nun sim ışıltılı öyküsünden ayılmaya. Ancak başka öyküleri de var bu güzel kentin günümüze aktaracak.

Örnek olarak metrosuz toplu ulaşım. Siz, bodrum katı yollara ayrılmış bir şehir gördünüz mü? Bir şehir ki iki katlı. Yer katında binalar, yollar, meydanlar ve yaşam her şeyiyle, bodrum katındaki yollar da otomobiller, otobüsler, yaya kaldırımları. Neden mi? Çünkü gümüş cevherinin verimli damarları, Guanajuato Nehri tarafından oyulmuş yüksek yaylaların dar kıvrımlı vadilerine yayılmış. Gümüşe üşüşen insanlar da işte bu yüzden, bu dar kıvrımlı vadilere yerleşmek zorunda kalmışlar. Ev yapacak, yol, meydan yapacak alan az olmuş hep, yetersiz kalmış. Bir de Guanajuato nehrinin her yıl yağmur mevsiminde kabaran suları varmış. Bazı yıllar dar vadi kıvrımlarını dolduran azgın sel suları ile boğuşmak zorunda kalırmış yerleşimciler. Buna çözüm Yirminci Yüzyılın ortalarında bir baraj inşaatı ile gelmiş. Baraj yapım aşamasında nehrin suları şehrin altında var olan vadi yarıklarına ve kazılan tünel ve kanallara yönlendirilmiş. Baraj tamamlandıktan sonra da bu tünel ve kanallar ağı, yer altı yolları olarak düzenlenmiş. Dar vadiler kavşağında kurulmuş olağan dışı bir şehrin trafiği için, bu müthiş bir çözüm olmuş. Aynı zamanda Guanajuato’ya benzersiz bir şehir özelliği kazandırmış. Bodrum kat yer altı yol ağı, Meksika tarihinin bu önemli kentinin altında pek çok kavşak, viraj, yaya yolu, kaldırım ve otobüs durağı olarak uzanıyor. Şehrin neredeyse sayılamaz noktasından karanlığa doğru inen merdivenlere yönelirseniz kendinizi gizemli yol ağının içinde buluyorsunuz. Gözleriniz karanlığa alıştığında başka bir mekân, başka bir dünya “Hoşgeldin!” diyor. Ansızın yan tünelden çıkıp dönüş yapan bir otomobil, durakta yolcu indiren toplu taşıma aracı, kaldırımda yürüyen sırt çantalı okul çocukları sizi şaşırtmamalı.

Guanajuatoda Callejon Del Beso yani öpücük sokağı
Guanajuatoda Callejon Del Beso yani öpücük sokağı

Meksika bağımsızlık savaşının doğum yeri Guanajuatonun, loş bodrum kat, yer altı kaldırımlarından 15 basamak kadar çıktığınızda, Guanajuato’nun Meksika Bağımsızlık Savaşını başlatan kahramanları gün ışığı pırıltıları ile karşılıyor sizi. Meksika gezinize bağımsızlık öyküsünün ayak izlerini takip etmek üzere çıktıysanız eğer, yolunuzun başlangıç noktası kesinlikle Guanajuato olmak zorunda. Çünkü iki yüzyıl kadar önce bağımsızlık ve özgürlük sancılarının doruk noktasına ulaştığı yer burası. Roman Katolik rahip Miguel Hidalgo, Guanajuato’ya bağlı Dolores kasabasında kilisesinin çanını çalarak üç yüz yıllık İspanyol egemenliğine başkaldırışı başlatmış. İspanyollara karşı ilk büyük kazanım burada, İspanyolların hazine kalelerinden biri olarak kullanılan Alhondiga De Granaditas adındaki binada elde ediliyor. Çılgın bir hırsla toprak adeta yolunarak çıkartılan gümüş, bu hazine kalede toplanmakta ve İspanyaya gönderilecek partiler halinde düzenlenmekte, tabii ki yeterli olduğu düşünülen sayıda asker ile korunmakta imiş. İspanyol sömürüsünün timsali, Amerika kıtasında İspanyollar eliyle akıtılan kanların, alınan canların simge kalesi imiş bir anlamda Alhondiga De Granaditas. Bir kahramanlık destanı yazılarak Alhondiga’nın alınışı, İspanya kraliyet armasına vurulan bir leke olduğu gibi, Amerika kıtasında İspanyol geleceğinin karardığının da habercisi imiş. Kısa bir süre sonra Alhondiga kaybedilmiş direnişçilerce ve direnişin liderleri Hidalgo, Allende, Aldama ve Jemenez yakalanarak öldürülmüş. Başları kesilip Guanajuato’ya getirilerek Alhondiga’nın dört köşesine asılmış ve sonraki on yıl boyunca da orada kalmış. İspanyollar sanmışlar ki, bağımsızlık ve özgürlük savaşı bu yola ilk baş koyanların başları alınarak bitirilebilir. Tabii ki yanılmışlar. Bu acı kaybın hemen ertesinde bir şafak vakti, yeni kahramanlar alıp ellerine yüreklerini düşmüşler bağımsızlık yollarına. Çoğalarak yürümüşler, ölülerini geride bırakarak yürümüşler, kazanarak yürümüşler ta ki zafere ulaşana kadar.

Guanajuato`nun altında tünellerden oluşan yeraltı ulaşım ağı
Guanajuato`nun altında tünellerden oluşan yeraltı ulaşım ağı

Bağımsızlığın kutsal çanı, adı Dolores Hidalgo olarak değiştirilen bu kahramanlar kasabasının belediye binasında sergileniyor. Bağımsızlık öyküsünün en can alıcı kahramanlık sahneleri, tüm Meksika’da olduğu gibi burada da yerel yönetim binalarını süslüyor gururla. Bu sanat eserlerinin sanatçısının etinde, kanında yine Guanajuato toprağı, Guanajuato suyu var. Guanajuato doğumlu bu sanatçı, Meksikalıların göz bebeği, gurur kaynağı Diego Rivero. Meksika’yı ziyaret eden hemen her kişinin anılarında yer eden Meksiko şehri yönetim binası merdivenlerindeki Meksika tarihini ezelden ebede anlatan muhteşem duvar resimlerinin ressamı Diego Rivero. Belki de siz onu, ilginç kişiliği, sıra dışı sanat anlayışı ve hüzünlü yaşam öyküsü ile kendisinden daha ünlü ve filmlere konu olmuş, karısı ile tanırsınız, Frida Kahlo ile.

İşte Guanajuato tarihi, Dolores Hidalgo kasabasında onur, gurur, kahramanlık ve La Valanciana kasabasında gümüş, zenginlik, ölüm üçgenlerinden geçer. Her yıl 16 Eylül bağımsızlık günü, bu meydanlarda müzik, dans ve Meksika mutfağının seçkin örnekleri ile kutlanır. Bu kutlanan aynı zamanda üç yüz yıllık İspanyol tarzı bir acının da bitişidir.
Tarih değişir, devirler kapanır açılır ama Guanajuato’nun öyküleri bitmez.

Guanajuato`nun mumyaları
Guanajuato`nun mumyaları

Bu kez de çok ilginç bir oluşum olan “Guanajuato Mumyaları” ile karşımıza çıkar bu güzel şehrin gizemleri. 1833’de Guanajuato halkını kasıp kavuran, pek çok can alan, kolera salgını esnasında toplu ölümler olmuş. Ölenler, salgının yayılmasından korkan görevliler tarafından alelacele bir mezarlığa gömülmüş. Bu mezarlık yıllarca, bütün mezarlıklar gibi sessiz sedasız ölüler dünyasının yerleşim yeri olarak hizmet vermeye devam etmiş. Ancak 1865’de yerel yönetim tarafından çıkartılan bir yasa, bu mezarlıkta gömülü olanların yakınlarının yıllık bir para ödemelerini zorunlu kılmış. Ödemek istemeyenlerin de ölülerini bu mezarlıktan almaları gerektiği ilan edilmiş. Para ödemek istemeyen yakınları, ölülerini almaya kalkınca açılan mezarlardan Guanajuato Mumyaları çıkmaya başlamış. Ölüler bu mezarlıkta doğal olarak mumyalanmışlar. Mumyaların hemen hepsi gömüldükleri andaki durumlarında ve hatta giysileri ile birlikte mumyalanmışlar. Öyle ilginç durumlarda bulunmuş olanlar varmış ki, hamile bir kadın karnındaki bebeği ile birlikte, bazıları ayakkabıları ve giysileri ile birlikte, salgın sırasında hızlı kontrolde gözden kaçan ve canlı olarak gömülenler çıkmaya çalıştıkları konumları ile mumyalanmışlar. Önceleri mezarlık görevlileri üç beş pezo karşılığında bu mumyaları ziyaretçilere göstermeye başlamışlar. Daha sonra mezarlık alanında inşa edilen bir binada mumyalar sergilenmeye başlanmış. Bu bina 1894’te El Museo De Las Momias adıyla Mumya Müzesi olarak düzenlenmiş. 1958 den sonra mumyaların topraktan çıkartılması yasaklanmış olup günümüzde 108 mumya sergilenmekte. Bu ilginç müze bazı yıllar dünyanın başka ülkelerine de seyahat ederek sergilenmekte imiş. Dünyanın en küçük mumyası olan bir fetüsün ki de, bu müze koleksiyonu içinde bulunuyor. Guanajuato Mumyaları ile ilgili pek çok film yapılmış, hatta 1980 yılında Mummies adlı bir şarkı bile bestelenmiş.

Milli kahraman San Miguel De Allende Anıtı
Milli kahraman San Miguel De Allende Anıtı

Bazı ülkelerde olduğu gibi Meksikada da The Day Of The Dead, Ölüler Günü, El Dia De Los Muertos, her 1 Kasımda kutlanan önemli bir milli gün. Ölüler Günü ile birlikte Guanajuato Mumyaları da Meksika kültürünün önemli bir parçası. Mumyalaşmaya neden olan killi ve tuzlu toprakları ise Guanajuato’ya ün ve para kazandırmakta.

Guanajuato’da, onu Avrupa kıtasına ve tabii ki İspanya’ya bağlayan ilginç bir bağ daha bulabilirsiniz. Bu şehir aynı zamanda Cervantes’in Amerika kıtasındaki başkenti. İspanyadaki La Mancha kalesi yerel yönetimi ile Guanajuato yerel yönetimi, Cervantes’in, Don Quijote de La Mancha adlı eserinin 400. yılından itibaren (1605-2005) birlikte Cervantes festivalleri düzenliyorlar. Bu iki ünlü şehrin dünya kültürüne ortak katkıları her yıl binlerce insanı tarihin ilginç noktalarında bir araya getiriyor.

Guanajuato ana meydandan akşam görüntüsü
Guanajuato ana meydandan akşam görüntüsü

Bu güzel şehir, tarih ve yaşam içinde ilerlerken elbette Aşk’a dair izler de bırakmış ardında. Yolunuz, çok sayıda öykü ile bütünleşen Guanajuato’ya düşerse eğer, Callejon Del Beso yani “Öpücük” yada “Öpüşme” sokağına uğramadan ayrılmayın derim. 62 cm genişliğindeki bu sokağın sakinlerinden iki ateşli komşunun, iki balkon arası uzanıp öpüşmeleri sokağın ünlenmesine neden olmuş. Gün olur Meksika’ya giderseniz, eğer yolunuz Guanajuato’ya uğrarsa, şayet Callejon Del Beso’dan geçerseniz, en sevdiğiniz yanınızda ise onu öpün, değilse döner dönmez öpün.

Şairinin adını hatırlayamadığım bir şiirin dediği gibi;

Herkesin
Bir umudu vardır.
Bir savaşı,
Bir kaybedişi.
Bir acısı,
Bir yalnızlığı,
Bir hüznü.
Çünkü herkesin bir gideni vardır,
İçinden bir türlü uğurlayamadığı.

İşte sanki Guanajuato’yu tanımlamak için yazılmış gibi bu dizeler. Meksikanın bu kendine özgü, bu ihtişamı da en debdebelisinden ve kayıpların acısını da en koyusundan yaşamış, ilginç ve kahraman kentinde, sadece turist olarak gezip görüp ayrılmak mümkün değil kanımca. Guanajuato bir kişilik galiba en başta da söylediğim gibi. Esmer tenli bir melez. Gözünüzde canlanan kimlik, kadın da olsa erkek de fark etmez. O, bir soylu gibi de yaşamış köleliği de tatmış, esir de olmuş, savaşarak özgürlüğünü de kazanmış, çocuklarının kahramanlığıyla da gururlanmış, korkunç kaybı ile de derin yaralanmış bir melez. Sokaklarında dolaşırken, yemeklerini tadarken, madende, yer altı yollarında eski zamanları hayal ederken ve nice yaşanmışlık barındıran otel odalarında uykuya dalarken bunu hissetmemeniz mümkün değil.

Guanajuato yönetim binası merdivenlerindeki bağımsızlık mücadelesini anlatan duvar resmi
Guanajuato yönetim binası merdivenlerindeki bağımsızlık mücadelesini anlatan duvar resmi

Ben, yaşam öyküsünden çok etkilendiğim, gönülden bağlandığım, ama sanki, çok da gizemlerini çözemediğim bir savaş kahramanından ayrılır gibiydim Guanajuato’dan ayrılırken. Tek tesellim onu, büyük şehirlerin pek çoğunda artık pek rastlanmayan bir tarzda bahçesindeki tahta sıraya oturmuş, torunlarına ders alabilecekleri tarihi anlatıyor olarak bıraktığımı hayal etmek oldu.