JAPONYA’DA SAKURALARIN RUHUNA DOKUNMAK 

Baharı, yaşamı,ölümü,onuru ve asaleti kendisinde toplayan simge ağaç Sakura

YA DA SAKURALARIN RUHUMUZA DOKUNMASI

Sakurakintai harita

Japonya gezimizde Sakura’larla ilk randevumuz Kintai Köprüsünde oldu. Grubumuzu taşıyan otobüs Kintai Köprüsüne akşam üzeri, gün batımına bir arpa boyu zaman, alaca karanlığa ise bir dudak dokunuşu mesafe kaldığında vardı. Bu büyülü anı, bir büyülü çiçek ile buluşmaya ayırmıştık, SAKURA. 

Köprünün her iki yanına pembe beyaz gelin kızlar sıralanmış, elleri birbirine kenetli, mahcup, başları öne eğik bizi bekler bulduk. Biz heyecan içinde kıpır pıtır yüreklerimizle otobüsten indik. Bizden önce gelip, gelin kızları fotoğraf makineleri ile kendilerine mal etmeye çalışan bir grup telaşla köprüyü geçiyordu. Biz de koşuşturup bu kalabalığa katıldık. Işık henüz solmadan, gün geceye varmadan biz de bu güzelliklerden olabildiğince kendimize mal etmek istiyorduk. Bir kaç kişi farkında idi kendimize mal etmeden ilelebet de bizim olacağının, gönlümüze sızıp anılar müzesinin özgün köşelerinden birine yerleşeceğini. Telaş içinde süzülüp geçti zaman onlarca fotoğraf içinden. Güzel pembe beyazlık, ışık içinden geçti, ışık pembe beyazlık içinden geçti. Havada renkler usulca soldu. Biz yola devam edecektik, yine telaş içinde bindik otobüsümüze ve yola çıktık. Varacağımız yer, alacağımız yol vardı. 

Miyajima’ya gidiyorduk.

İlk kez o zaman sezer gibi oldum, Japonların sakuralara verdiği değerin nedenini.
Japonlar, kirazların çiçek açmasını hayatın yeni bir başlangıcı olarak kabul ediyor. Şölenlerle, kutlamakla yetinmiyor, yeni bir işe başlama veya evlenme tarihlerini de çiçeklerin açış günlerine göre ayarlıyorlar. Okullar bu tarihe göre açılıyor. “Sakura Zensen” yani çiçeklerin açılması, on bir kentte ikişer haftalık festivallerle kutlanıyor. 

Kintai köprüsü ve sakuralar
Kintai Köprüsü ve sakuralar

Kiraz ağaçlarının Japon kültürü için önemi çok büyük, çünkü bu ağaçların beyaz, pembe çiçeklerinin ortaya çıkması, kışın bitişi ve baharın gelişini simgeliyor. Çiçeklerin dal üstünde kaldığı sürenin on gün veya en fazla iki hafta olması bu dönemi daha da değerli kılıyor. “Sakura” adı verilen Japon kiraz ağaçları bizim bildiğimiz kiraz ağaçları değil. Meyve vermiyor. Süs amacıyla yetiştiriliyor. Sakuraların çiçeklendiği günler, yıl içinde ayrı bir değer taşıyor.

Güzellik ve estetiğin simgesi olan sakuralar ve diğer kiraz türleri çiçek açtığında, Japonlar akraba ve dostları ile parklara, bahçelere, tapınaklara akın ediyor, çiçek izleme partileri, yani “Hanami” yapıyor. Birçok kişi dalından yaprak yaprak dökülen sakura çiçekleri altında yürümeyi, kar altında yürümeye benzetiyor. Ülkenin her yerinde düzenlenen festivallerle bu doğa olayı kutlanıyor. Tabii kiraz ağaçlarının Japon kültüründe bu kadar önemli olmasının sebebi sadece güzelliği değil. Dalında çok kısa kalmasıyla hayatın geçiciliğini simgelediğine inanılıyor. Üzerine şiirler, şarkılar yazılıyor. II. Dünya Savaşının Japon intihar uçakları olan Kamikaze pilotlarının son uçuşa çıkmadan uçaklarına bu çiçeği çizdiği biliniyor. Sakura aynı zamanda bir kadın ismi Japonca’da. Yani kiraz çiçeği Japonya’da tam bir fenomen. On bir ildeki yirmi altı parkta gerçekleştirilen şölenler için her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce turist Japonya’nın yolunu tutuyor. Martın son haftası Tokyo’da başlayan festival zinciri mayısın birinci haftası Aomori’de sona eriyor.

Daisaku Ikeda`nın anı ormanında Barış Manço adını ve anısını taşıyan Sakura ağacı
Daisaku Ikeda`nın anı ormanında Barış Manço adını ve anısını taşıyan Sakura ağacı

Benim Sakura ile bu ilk buluşmam biraz sisli, biraz heyecanlı, biraz hüzünlü ve bir göz kırpması gibi kısa zamanda geçti. Zerafeti, letafeti, masumiyeti, mahzun mağrur duruşu, asaleti, bunun gibi pek çok sıfatı çağrıştırarak pembe beyaz rengi ile anılarıma yerleşti. Her muhteşem güzelliğin bendeki yankısı gibi: “Aman Tanrım!” diye düşündüm gezinin telaşı içinde. Sakura ile ikinci anlamlı buluşmam Tokya’da Soko Üniversitesinin kurucusu Sayın Daisaku Ikeda’nın anı ormanında gerçekleşti.

Sayın Ikeda çok anlamlı bir yaşamın tortularını bir üniversitenin çatısı altında toplamış. Kendi yaşamının özgün tatları ile genç kuşaklara aktarılması gereken birikimleri harmanlamış, sonunda yerel ürünlerin, bilgece deneyim ve bilgilerle kendine özgü aromalar kazandığı ve tadına doyulmaz şaraplara dönüştüğü bir üniversite geleneği yaratmış. Sayın Ikeda’nın yaşamındaki ana hedef “Dünya Barışı” ve bunu gerçekleştirmek için gerekliliğine inandığı, kültürler arası köprü görevi gören iki unsur, müzeler ve müzik imiş. Üniversite bünyesinde Min-On adında bir müzik ajansı ve bir müze kurulumunu gerçekleştirmiş. Min-On Müzik Ajansı, dünyanın çeşitli ülkelerinden, değerli ve ülkelerinin kültürünü temsil eden müzik sanatçılarını davet ederek Japonya’da tanıtmayı amaçlıyor. Bu etkinlikler zinciri kapsamında Sayın Ikedo ile Sevgili Barış Manço’nun dostlukları başlamış ve zaman içinde gelişmiş. Sayın Ikedo, üniversitesinin bir köşesini kültürler arası bağları kurmak ve güçlendirmek amacı doğrultusunda çok değerli bir müze haline getirmiş. Bu çok özel müzenin adı Min-On Kültür Merkezi. Bu müzede pek çok tarihi değerin yanı sıra eski ve değerli piyanolardan oluşan inanılmaz bir koleksiyonu da görme fırsatı yaratmış yeni kuşaklara. 

Sevgili Barış’ımızın unutulmaz bir Japonya Turnesi olmuştu Mayıs–Haziran 1995 tarihinde. Japonya’nın on beş kentinde unutulmaz konserler vermişti. Bu turne değerli girişimci Sayın Ikeda’nın bu evrensel amacı kapsamında gerçekleşmiş. Japonya hop oturup hop kalkmıştı. “Domates Biber Patlıcan”, “Arkadaşım Eşek”, “Oku Bakalım A B C” şarkıları ile.

Baharı, yaşamı,ölümü,onuru ve asaleti kendisinde toplayan simge ağaç Sakura
Baharı, yaşamı, ölümü, onuru ve asaleti kendisinde toplayan simge ağaç Sakura

Japon halkı da inanılmaz kalabalıktaki konserlerde ellerinde Türk bayrakları, bu şarkıların nakarat bölümlerini Sevgili Barış ile birlikte söylemişlerdi. Bizler de, gözlerimiz nemlenerek gurur ile izlemiştik televizyon kanallarımızdaki bu görüntüleri. İşte Sayın Ikedo ile Sevgili Barış Manço’nun dostlukları da o yıllara dayanıyor.

Japonya gezimizde rahmetli Barış Manço’nun eşi Lale, Japonya gezimiz öncesi Soko Üniversitesi yönetimine, Dünya Mirası Gezginleri Derneğimiz üyeleri ile birlikte, Güney Kore ve Japonya gezisi yaptığını ve üniversiteyi ziyaret etmek istediğimizi bir yazı ile iletmiş, bir  davet  yazısı da gelmişti ama böylesine özel, böylesine Sevgili Barış Manço’muzun anısına yaraşır bir karşılama bizleri ayrıca duygulandırdı. Üniversiteyi gezdik, Barışımızın konser fotoğraflarını, müzenin bazı bölümlerini gezdik, hatta küçük bir konser de izledik.

Sakura zerafeti, letafeti, masumiyeti temsil ediyor
Sakura zerafeti, letafeti, masumiyeti temsil ediyor

Sonrasında bizleri Sayın Ikeda’nın anı ormanına davet ettiler. Sonsuzluğa uğurlanan, her bir sevilen, her bir dost için bir anı Sakura ağacının dikildiği bir orman. Hem göçenin hala dünyada manevi varlığını sürdürdüğü hem de sevdiklerini uğurlayanların onlarla bağını sürdürdüğü bir Sakura ormanı. Sayın Ikeda’dan başka hiç kimsenin giremediği, özel mi özel hatta biraz kutsal, biraz da ruhani bir Sakura ormanı. İşte bu, ağaçtan sütunlarının can taşıdığı, her birinin bileni için derin anlam taşıdığı mabede davet edildik. Çünkü bu doğa mabedinde bizim de bir dostumuzun, bir canımızın sakurası vardı. Ölümünde dikilmişti. Sanki bu dünyadan hiç ayrılmamış gibi. Sanki bu pembe beyazlıkta her yıl yeniden dünyamıza gülümser gibi.

Anlatılamaz bir duygusallıkla girdik anı ormanına. Orman, düğün dernek pembe-beyaz idi. Tek bir yaprak olmadan, tek başka bir renk olmadan pembe-beyazlık kaplamıştı her yanı.
Sonra bizi Sevgili Barış Mançonun anı ağacının başına götürdüler. Nasılda büyümüştü onsuz geçen yıllar içinde, nasıl da çiçeklenmişti.  Pembe-beyazdan başka bir şey görülmüyordu onun “Gülpembe”si gibi!

Sakura çiçekleri her rüzgarda pembe beyaz kar taneleri gibi üstümüze yağıyor
Sakura çiçekleri her rüzgarda pembe beyaz kar taneleri gibi üstümüze yağıyor

Tek tek sakura ağaçları değil pembe-beyaz bir sakura denizi görüyorduk. Gülümsüyorduk ama gözlerimiz gülmekle ağlamak arası idi. Ağacının altına bir örtü sermişlerdi. Japon geleneklerine uygun olarak tahta bir kaptan tahta bir kaşıkla tek tek su verdik köküne. Altında toplaştık, oturduk, söyleştik, fotoğraf çektirdik. Çevresinde dolaştık, komşularına baktık. Saygıyla, sevgiyle durduk. Saygımız, sevgimiz, dualarımız hem ona idi, hem de onu böylesine yaşatanlara.

Sakura anı ormanı
Sakura anı ormanı

Biz böyle duygulu, mutlu, buruk, yarı rüyada, yarı sevinçli sevgiliye kavuşmuş gibi, sevgiliden biraz sonra ayrılacak gibi yarı hüzünlü dolanırken sevgili sakuramızın yanında yöresinde, birden hafif bir rüzgâr esti. Siz deyin yaz günleri cana can katan İzmir’in Meltemi, ben diyeyim yaylalarımızın serin Seher Rüzgârı, can oğulları Doğukan ve Batıkan desin hüzünlü Akşam Meltemi. İşte öyle bir rüzgâr esti. Hafif, sakin, serin. O sakura ormanının tüm pembe-beyazlığı üstümüze yağdı kar tanecikleri gibi. Öylece kalakaldık sakura çiçekleri yağmurunda. Pembe-beyaz yapraklar üstümüze yağdı-yağdı. Yerler kar yağmış gibi pembeyaz oldu. Pembe-beyazlık kapladı her yanımızı. Durduk, seyrettik, ağladık. Hani başka bir dünyanın sınırına gelmiş gibi hissettiğimiz zamanlar vardır ya, hani ruhumuz tenimizin dışına çıkmak, özgür olmak ister ya. İşte öyle hissettim. Onu ziyarete gelmişti sevenleri, o bilmişti çok uzaklardan onun için geldiğimizi, sevgimizi, özlemimizi hissetmişti. Bize “Hoş geldiniz!” dedi Sakura çiçekleri ile. Sarsıldık, duygu denizinde dalgalandık. O an, anılarıma, ruhuma, tenime, hayatıma sindi sakura. Bu çok uzak diyarın, güzel çiçeği.

harita yerine sakura
Sakura çiçekleri, yakından

Gezimizin devamında biz başka idik, dünya değişmişti, her olayda olduğundan, her yaşadığımız zaman diliminden sonra hissettiğimizden daha fazla.

Japonya’ya ya ağaçlar renk değiştirdiğinde, kızıl sarı yeşil tonlara boyandığında gitmelisiniz ya da sakuralar açtığında derler. Ben kesinlikle sakuralar açtığında diyorum sevgili dostlar, kesinlikle sakuralar açtığında…

Kiraz Çiçeği yani Sakura ağaçları kesinlikle kesilmiyor ölünceye kadar özenle bakılıyor Japonyada
Kiraz Çiçeği yani Sakura ağaçları kesinlikle kesilmiyor ölünceye kadar özenle bakılıyor Japonyada