EĞLENCEYE DOYAMADIĞIM SINIR KAPISI WAGAH

wagah harita

Bu kez sizlere, iki ülke arasında her gün yerel saat ile 17’de yaşanan ve izlediğimde gözlerime inanamadığım bir gösteriden söz etmek istiyorum. Wagah Border Ceremony.

29 Eylül 2017 günü Pakistan’ın İslamabad şehrinden başlayan gezimizde, İslamabad ve Lahor şehirleri ve çevresindeki 4 adet Unesco Dünya Mirasını ve yolumuz üzerindeki 6 adet aday yeri gezerek Wagah sınır kapısından Hindistan’ın Pencap bölgesine geçmeyi planlamıştık. Gönül isterdi ki Pakistan’ı, İslam Dünyasının bu önemli ülkesinin tamamını gezebilelim. İndus Nehri çevresinde M.Ö. 15. yüzyılda Aryan’ların kuzeyden kopup gelen istilası ile başlayan bilinen tarihi, bu verimli topraklarda birbiri peşi sıra yeşeren gelişen uygarlıklarla devam etmiş. Hatta M.Ö. 3. YY.’da Büyük İskender’in Asya’ya uzanan fetihleri ile ve I. Darius (M.S. 6. YY.) zamanında Perslerle tanışma fırsatı bile bulmuş. Kurulan krallıkları devletleri peş peşe yazmaya kalksam bu yazı tarih dersine döner inanın. Pakistan topraklarında (o zaman henüz Hindistan’a dahilmiş) 15.- 17. YY.’lar arasında, sırasıyla Portekiz, Hollanda, Fransa ve İngiltere ile ticari alanda başlayan ilişkiler, daha sonra politik alanda İngiltere’ye düğümlenivermiş. Konunun detayını uzmanlarına bırakıp gezimize dönelim. Yüzölçümü 769’000 kilometrekare kadar olan bu ülkede yolların durumu ve mesafelerin uzaklığı, çok daha uzun zaman ayırmayı gerektiriyordu. Biz de: “Kalanı, kısmet ise bir sonraki sefere.” diyerek günümüz Hindistanına doğru yola çıktık.

Sınır kapısının Hindistan tarafında askerlerin gösterisi
Sınır kapısının Hindistan tarafında askerlerin gösterisi.

Hindistan’a Wagah kapısından geçmek istememizin nedeni ise daha önce bu yörede bir gezi yapan eşimin bu kapıya ilişkin ilginç şeyler anlatması idi. Dünya politik arenasında ilişkileri zaman zaman fazlaca gerilen Pakistan ile Hindistan arasında geçiş yapılabilen tek kara sınır kapısı Wagah. Pakistan’ın Lahor Şehrine 22 km, Hindistan’da Sihlerin ünlü Altın Tapınağının bulunduğu Amritsar Şehrine 28 km uzaklıkta. Tüm bunların yanı sıra Wagah bizi bir zaman kapısından geçirip tarihe bağlayan bir özelliğe sahip. Her ne kadar tüm binalar, kapılar yeni yapılmış olsa da, bölgenin ünlü imparatorluklarından Sur İmparatoru Sher Shah Suri tarafından yapımına başlanıldığı bilinen uzun ticaret yolunun üzerinde bulunuyor. Bazı tarihçilere göre Afganistan’da Kabilden, bazılarına göre ise Peşaver’den başlayan bu ünlü yol İslamabad, Lahor, Amritsar, Ludhiana, Delhi ve Patna şehirleri üzerinden Kalküta’ya bağlanan yaklaşık 2500 km. uzunluğunda. Mughal imparatorları tarafından yapımına devam edilen bu yol ile imparatorluğun üç başkenti Agra, Delhi ve Lahor birbirine bağlanmış. Yol boyunca dikilen ağaçlardan dolayı İngilizlerin Grand Trunk Road adını verdiği bu yol üzerinde zamanın taşıma aracı atlar için 6 adet dinlenme, bakım ve tedavi yeri yapılmış. Bağımsızlığın kazanıldığı 1947 yılına kadar tamamı Hindistan diye anılan bu topraklar, tam da özgürlüğe beş kala İngiliz politikacıları tarafından Pakistan ve Hindistan olarak ayrılıverince işte bu tarihi yol üzerinde bulunan Wagah da, sınır kapısı oluvermiş. İlerleyen zaman içinde 1959 yılından beri de her akşam sınır kapıları saat 17’de kapatılırken biraz askeri, biraz hüzünlü bir bayrak seremonisine ev sahipliği yapmaya başlamış.

Wagah sınır kapısı kapanma töreninde her iki tarafta aynı anda bayraklar indiriliyor
Wagah Sınır Kapısı kapanma töreninde her iki tarafta aynı anda bayraklar indiriliyor.

Zaman zaman bu seremoniyi izlemeye her iki taraftan da çevre halkının geldiği gözlenmiş. Yöre halkının ilgisi artınca her iki tarafın yöneticileri bunu bir gösteriye dönüştürmeye karar vermişler. Hatta Hindistan tarafı bir kadın asker ile bu kararı daha da renklendirmiş.

Biz 5 Ekim 2017 günü yavaş ilerleyen pasaport işlemleri ve olağan kontrollerden sonra saat 15’te Hindistan’a bu kapıdan giriş yaptık. Pakistan tarafında gördüğümüz amfitiyatro şeklindeki seyir yerlerinin çok daha büyük ve üç katlı olarak Hindistan tarafında da yapılmış olduğunu gördük. Hatta genişletme çalışmaları bir bölümde sürmekte idi. İki saat sonra eşyalarımızı rehberimize teslim edip, sadece pasaportlarımız ile ve bir kaç kontrolden geçerek tekrar sınır bölgesine döndük.

Bir de ne görelim. Rengarenk sarileri ile kadınlar, çocuklar, genç yaşlı Hintli erkekler kısaca şaşırtıcı güzellikte bir renk yığını da bizimle birlikte sınıra yürüyordu. Gülüşerek ve sınıra doğru adeta akarak bir kaç kontrolden daha geçip, üç katlı arenaya vardık. Yerel halk ve az sayıda turist tribünleri doldurmuş, bir amigo eşliğinde tezahürat yapmaya başlamışlardı bile. Sınır kapısının ötesinden görülebildiği kadarı ile Pakistan tarafında da tribünler yavaş yavaş dolmakta idi. Görevli polisin yol göstericiliğinde yabancılara ayrılan bölümde bir yer bulup yerleştik.

Sınır kapısının Pakistan tarafında askerlerin gösterisi
Sınır kapısının Pakistan tarafında askerlerin gösterisi.

Pakistan tarafının izleyicileri ağırbaşlılıkla tribünlerde oturup beklerken, Hindistan tarafı karnaval tadında eğleniyordu. Hareketli bir müzik eşliğinde genç kızlar ve delikanlılar kocaman Hindistan bayraklarını sallıyorlar, sıra ile sınır kapısına uzanan yolda kapıya doğru bayrakla koşuyor sonra geri dönüp bayrağı sıradakine verip tekrar sıraya giriyorlar. Bayrakla koşana coşkun bir tezahürat eşlik ediyor. Her dakika coşkunun dozu artıyor. Amigoluk yapan delikanlı belli ki profesyonel. Coşkuyu dalgalar halinde yükseltmeyi başarıyor. Sanki Dünya Kupası maçı oynanacak az sonra. Ardından başlayan hareketli bir müzik, tribünlerdeki gençleri sel gibi tribünlerin ortasında uzanan ve iki ülkeyi birbirine bağlayan yola dökmeye yetti. Şimdi herkes yol ortasında dans ediyordu. Sanki rengârenk Hindistan’ın bütün renkleri bir kutudan dökülmüş yün yumakları gibi karmakarışık zıplıyordu orta yerde. Seyrine doyulmaz bir manzara. Pakistan tarafından da hep bir ağızdan söylenen sloganlar duyuluyor ara sıra. Amigoluk yapan delikanlının, Pakistan tarafında tezahüratın dozu yükseldiğinde Hindistan tarafında sessizlik parantezi sağladığını şaşırarak fark ettim. Çok dikkatle düzenlenip yönetilen bir seremoni izlediğimizin farkına vardım. Başından beri, sık sık sınır problemleri yaşayan bu iki ülkenin nasıl olup da böyle güzel bir festival havasını birlikte yakalamış olduğunu kendime sorup duruyordum. Her gün Hindistan tarafında yaklaşık 5000 ve Pakistan tarafında görebildiğim kadarı ile yaklaşık 2000 kişinin toplandığı böyle coşkulu bir etkinlikte küçük çaplı bir çatışmanın çıkması işten bile değil. Bana göre böyle bir an, spor karşılaşmalarındaki çatışma olasılığından defalarca yüksek bir risk taşıyor diye düşünüyorum. Gözlerimin şahit olduğu ise gülen yüzleri ile ailelerin çoluk çocuk çok eğlendiği bir gösteri.

Wagah sınır kapısında seyircilerin gösterisi
Wagah sınır kapısında seyircilerin gösterisi

Saatler 17’yi gösterdiğinde sınır kapısının iki yanındaki yollar boşaltıldı. İki ülkenin sırım gibi askerlerinin gösterisi aynı anda ve kapalı sınır kapısının iki yanında başladı. Kıyafetleri ve başlıkları birbirine çok benziyor. Hindistan tarafında kırmızının hâkim olduğu üniformalar, Pakistan tarafında ise siyah giysi ve başlıklı askerlerle heyecan verici bir manzara idi izlediğim. Askerlerin tören yürüyüşleri, büyüleyici ayak vuruşları, baş hizasına kadar yükselen kaz adımları, geri çekilip dönüşleri ve selam duruşları her iki tarafta heyecan verici bir sıra ve düzen içinde birbirini aralıksız takip ederek rengârenk kalabalıkları coşturdu.  Her asker grubu kapıya doğru dimdik ve gururla yürürken benim de yüreğim dalgalandı, duygulandım. Tüm askerler sınır kapısının iki yanında toplandığında, kapı kutsal bir dua kıvamında açıldı, aynı anda trompet sesleri arasında bayraklar yavaş yavaş indirildi, saygı ile katlandı ve komutanlara teslim edildi. Günün bitişini ilan eder gibi ufka doğru süzülen güneşle birlikte kapılar yavaş yavaş kapandı. Askerler daha önceki görkemli yürüyüşleri ile tören konumlarına döndüler. Komutanlarını ve izleyicileri selamlayarak alanı terk ettiler.

Tören öncesi coşku son haddinde
Tören öncesi coşku son haddinde

Biraz önce yaşadığım coşku ve heyecandan olsa gerek rengârenk kalabalık dönüş yolunda dalgalanırken hala yerimde oturduğumu fark ettim. Sonra gruptaki arkadaşlarımızla buluştuk ve dönüşe geçen kalabalığa karıştık. İnsanlar mutlu görünüyorlardı ve dönüş yolu, giderken görmediğimiz bir alış veriş etkinliğine dönüşmüştü. Bayraklar Hindistan amblemli tişörtler, şapkalar, hediyelik eşyalar ve daha neler neler satılıyordu. Tezgâhta satılan yiyecekler yanında ızgaralar kurulmuş, etler kızarmaya başlamıştı bile. Aileler dönüş yolunda beğenileri doğrultusunda bir yer seçip akşam yemeklerini yemek üzere yerleşiyorlardı. Öte yandan sari satıcıları ile meyve satanlar yan yana müşteri çağırıyorlardı.

Biz çok yoğun bir günü geride bırakmanın doygun ve yorgun ruh hali ile otobüsümüze doğru yürüyerek bu benzersiz kalabalığı gerimizde bıraktık.

Mutlu ve olağan sesleriyle onlar arkamızda kalırken biz bol baharatlı Hint yemeklerimize ve otelimizin temiz serin çarşaflarına doğru yola çıktık. Sihlerin ünlü altın tapınağının bulunduğu Amritsar’a doğru, başka bir deyişle maceranın gözüne doğru yola çıktık.